Zwischen Staatsform und Lebensprinzip
Demokrasi

Bir devlet biçimi ve yaşam ilkesi olarak demokrasi

Devamını oku
Carolin Friedrich

Carolin Friedrich

Mahalle meclisi başkanı

Carolin Friedrich her sabah işe giderken Riedberg Lisesinin önünden geçiyor. Bu son derece modern, cam cepheli, açık bir mimariye sahip lise binasının önünden geçerken de gülümsemeden edemiyor: “Siyasete aktif olarak katılmamın nedeni bu okul.” Bugün Frankfurt/Main kentinin kuzey kısmındaki iki semtin mahalle meclisi başkanı olan Friedrich, 2009 yılında önemli bir sorunla karşılaşmıştı. Kontenjan eksikliği yüzünden hiçbir okul ikinci oğlunu kabul etmiyordu. Friedrich’in ifadesine göre “Öğrenci sayılarının ön tahmini yanlış yapılmıştı, yüzlerce öğrenci kontenjanı eksikliği vardı.”

Bu konuda mutlaka bir şeyler yapmak isteyen Friedrich, “demokrasi organizmasının en ufak hücreleri” olarak tanımladığı mahalle meclisine başvurdu. Vatandaşların dertlerine, isteklerine ve sorunlarına hiçbir makamın olmadığı kadar yakın olan bir makam; seçili üyelerden oluşan kurul, ilgili mahallede yaşayan sakinlerin talepleriyle ilgileniyor: yeni trafik ışıkları, sokak isimleri, yuvalar, oyun parkları, yeşil alanlar ve elbette okullar. Kendine ait bir bütçeye sahip olan mahalle meclisi, geniş kapsamlı dilekçeleri Frankfurt kenti yönetimine, belediye meclisine yönlendiriyor. Bu özelliğiyle bir nevi gündelik yaşam alanlarıyla iç içe bir meclis özelliğinde, Berlin’deki ulusal politikalardan çok uzaklarda bir meclis. Kendini şanslı sayan Friedrich şöyle diyor; “Mahalle meclisi sesimizi duydu ve belediye tarafından da duyulmasını sağladı. Belediye de gerekli adımları attı.” Belediye, planlanan lise açılışını çok daha erkene alarak, geçici olarak konteynerlerde de olsa, bir asır sonra ilk defa Frankfurt’ta yeni bir lise açtı. Bugün iki dilli eğitimin yapıldığı lise, Frankfurt’taki en azimli okul geliştirme projelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Demokrasi benim için kişisel katılım demek, şekillendirmeye katılım demek – özellikle de mahalle meclislerinde bunun için sebat etmek gerekli olsa da.

Gördüğü destek karşısında “bir şeyler geri verebilmek için” 2011 yılında mahalle meclisi için adaylığını koyan Carolin Friedrich, 2012’den beri meclisin başkanlığını yürütüyor. “Bir insanın sadece tek bir sebeple siyasete atılması ve burada kalması pek de alışılmış bir şey değil” diyor. Zira fahri görev zaman isteyen bir iş ve sonuç, her zaman Riedberg Lisesi örneğinde olduğu gibi başarılı olmuyor.  Yine de Friedrich’e buna değiyor: “Şekillendirmeye katılım demokrasinin özü.” Almanya’da Friedrich gibi demokrasi için gayret gösteren binlerce vatandaş var; bunu, dernekler, girişimler ya da vatandaş meclisleri bağlamlarında yapıyorlar. “Temel Yasa” olarak adlandırılan Alman anayasasının yıldönümünün kutlandığı bir yıl için iyi bir işaret. 20. Madde şöyle diyor: “Federal Almanya Cumhuriyeti demokratik ve sosyal bir federal devlettir.” Aynı maddenin sonraki fıkrasında “Egemenlik tümüyle halkındır” deniyor. Bunun bir anlamı da demokrasinin, onun için gayret gösteren insanların sahip çıktığı kadar güçlü olduğu.

“Demokrasi benim için kişisel katılım demek, şekillendirmeye katılım demek – özellikle de mahalle meclislerinde bunun için sebat etmek gerekli olsa da.” 51 yaşındaki Carolin Friedrich, 2011’den beri Frankfurt’un Riedberg ve Kalbach semtleri mahalle meclisinin başkanlığını yürütüyor. Temel Yasa’da Almanya’daki yerel yönetimlerin kendi yönetimlerine sahip olması garanti altına alınıyor. Bu sistemin en temel dü­zeyinde yer alan mahalle meclisleri, sakinlerin belediye karşısındaki çıkarlarını koruyor. Aralarında Hessen eyaletinin de bulunduğu bazı eyaletlerde mahalle meclisleri, ufak projelerde kullanabildi­kleri bütçelere sahip.

Story teilen
Devamını oku
Claudine Nierth

Claudine Nierth

Aktivist

Hamburglu Claudine Nierth, Almanya’da yönetime daha güçlü bir katılım için uzun yıllardır mücadele ediyor. Sanatçı daha 16 yaşındayken, ABD roketlerinin 80’li yıllardaki artçı silahlanma çerçevesinde Svabya Alplerinde konuşlandırılmasını protesto amaçlı insan zincirinde yer almıştı. İnsanlar el ele, yan yana 108 km uzunluğunda bir insan zinciri oluşturmuştu. Bir helikopter bu uzun mesafe üzerinde uçmuş ve hoparlörlerden gümbür gümbür “Zincir tamamen kenetlenmiş durumda” duyurusu yapılmıştı. Claudine Nierth işte tam o anda aklından şunu geçirmişti: “Elimi şimdi çekersem, zincirde bir boşluk oluşacak.” “Toplumun önemli, fark yaratacak bir üyesi olduğumu o zaman anlamıştım” diyor Nierth. Nierth’in yaşamının geri kalanını şekillendiren bir an olmuştu bu. O günden beri Nierth, Almanya’da canlı ve doğrudan bir demokrasi için çabalıyor.

Fikri sorulan, siyasetten uzaklaşmaz.

52 yaşındaki sanatçı, dört yılda bir oy vermenin yeterli olmadığı görüşünde. Vatandaşlardan çok daha fazlasının beklenmesi gerektiğini savunuyor. Nierth 1998’den beri, daha çok halk oylaması ve vatandaşların siyasi karar sürecine doğrudan katılabilmesi için ulusal düzeyde çalışmalar yapan “Mehr Demokratie” (Daha Fazla Demokrasi) derneğinin sözcüsü. Nierth 2018 Mayısında azimli gayretleri için Liyakat Nişanına layık görüldü. Özel hayatında kendisinin de egoist bir yanı olduğunu ifade eden aktivist, tüketimi, otomobil sürmeyi ve dünyayı gezmeyi sevdiğini söylüyor. “Ama aynı zamanda da bir vatandaşım. Bu niteliğimle de toplumun tamamından sorumlu olmaya razıyım.” O zaman meselenin toplumun selameti olduğunu belirtiyor: bazı şeylerden hep beraber vazgeçilirse, kendini sınırlamanın da çok daha kolay olacağını düşünüyor ve demokratik edimlerin olabildiğince çoğalmasını istiyor.

“Vatandaş Meclisi Demokrasi” tam da bunu sağlamak amacıyla ortaya atılmış olan bir proje. “Mehr Demokratie” derneğinin Schöpflin Vakfıyla ortaklaşa 2019’da başlattığı ve uygulama aşamasının nexus ile IFOK kuruluşlarınca üstlenildiği, Almanya’da tek seferliğine – İrlandalı örneği baz alınarak – hayata geçirilen bir model proje. Çekiliş yöntemiyle belirlenecek 160 vatandaş projeye davet edilecek. Farklı düşünce ve değerlere sahip kişilerden oluşacak meclisin, halkın bir kesitini temsil etmesi planlanıyor – bir nevi mini Almanya. Bu kişilerin bazı konuları birlikte tartışmaları, ele almaları ve siyaset için bir takım öneriler ortaya koymaları planlanıyor. Nierth bir konuda kendinden çok emin: ne kadar çok insan dahil edilirse, siyasetten uzaklaşan vatandaş sayısı o denli azalır.

“Fikri sorulan, siyasetten uzaklaşmaz.” “Mehr Demokratie” (Daha Fazla Demokrasi) derneğinin sözcülüğünü yürüten 52 yaşındaki aktivist Clau­dine Nierth, Almanya’da vatandaşların katılım olana­klarını genişletmek için gayret gösteriyor, özel­likle de ulusal düzeyde. Bu düzlemde vatandaşlar güncel düzenlemelere göre halk oylama­sı çağrısı yapamıyor. Öte yandan 16 eyaletin hepsinde de eyaleti ilgilen­diren siyasi meselelerde oylama yapılmasını isteyebiliyorlar. Ayrıca Temel Yasa’nın 17. Maddesine göre dilekçe sunmak ulusal düzeyde bir vatan­daşlık hakkı. Aynı hak eyalet anayasalarında da tanınıyor.

Story teilen
Devamını oku
Habtom Zemicael

Habtom Zemicael

İşyeri işçi temsilciliği

Bu ifade sadece siyaset için geçerli bir ifade değil. Habtom Zemicael, çalışanların sesinin duyulmasının ve fikirlerinin dikkate alınmasının işletmelerde de önemli bir konu olduğunu ifade ediyor. Hayatının neredeyse yarısını çalışma arkadaşlarının haklarını korumaya adamış olan 55 yaşındaki Zemicael, Almanya’nın en büyük ve güçlü şirketlerinden biri olan Siemens AG’nin İşyeri İşçi Temsilciliği üyesi. Sahip olduğu bu konum gereğince Zemicael, on yıldır asıl işi olan makine teknisyenliğinden muaf tutuluyor. “Eritre’de çocukluk yıllarımda babam bana büyük örnek olmuş, eylemleriyle bu mücadeleyi bana öğretmişti. Kendini sendikacı olarak tanımlıyordu. Eritre’de işçilerin organize olmasına izin verilmezken, insanları bir araya getirmiş ve hakları için mücadele vermişti.”

Almanya’da, en az beş çalışanlı özel sektör şirketlerindeki çalışanlar, işyeri işçi temsilciliği seçme hakkına sahip. İşveren karşısında işçileri temsil eden işçi temsilciliği, işverenin toplu sözleşmelere ya da şirket sözleşmelerine uyup uymadığını izliyor, ayrıca çalışma saatlerinin, molaların ve izinlerin belirlenmesinde de söz hakkına sahip. Habtom Zemicael, işyeri işçi temsilciklerinin önemli bir demokratik organ olduğunu söylüyor. Yüzde yüz bir demokrat olan Zemicael özel hayatında, Frankfurtlu futbol kulübü SV Eritre’de ve dahil olduğu emeklilik sigortası yönetim kurulunda görev alıyor. “Demokrasi, toplumumuzun her alanında temel ve vazgeçilmez bir olgu. Ancak bu şekilde barış içinde birlikte yaşayabilmemiz mümkün.” Zemicael, çocukken demokrasinin olmadığı bir yaşamın nasıl olduğunu tecrübe etmiş olduğundan, bugün demokrasiyi son derece bilinçli bir şekilde yaşıyor.

Barış içinde birlikte yaşayabilmek istiyorsak demokrasi vazgeçilmez.

Demokrasinin bilinçli bir şekilde yaşanması, Alman devleti tarafından da desteklenen bir şey. Federal Hükümet 2015’ten beri “Demokrasiyi yaşamak” programıyla vatandaşların demokrasiye katılımını teşvik ediyor, sadece 2019 yılında programa aktarılan fonlar 100 milyon avroyu geçti. Kuruluşlar, demokrasiyi ve çeşitliliği sürekliliğe sahip bir şekilde teşvik etme konulu projelerle başvuru yapabiliyor, bugüne kadar yapılan proje başvurusu, bini geçti.  Federal Almanya Aile Yaşlılar Kadınlar ve Gençlik Bakanlığının programı, mali desteğin yanı sıra ilgilenenlere nasıl bir destek sağlayacaklarını bulmalarında da yönlendirici destek sağlıyor. Kişinin katkı sağlayabileceği olanaklar çok çeşitli: evden ya da dışarıdan, hatta belki üniversite bağlamında. Düzenli olarak ya da ara sıra. Bu kararlar verildikten sonra program ilgililere filtrelenmiş seçenekleri sunuyor.

“Barış içinde birlikte yaşayabilmek istiyorsak demokrasi vazgeçilmez.” Habtom Zemicael, 25 yıldır Siemens AG’nin İşyeri İşçi Temsilciliği üyesi. İşçilerin yönetime katılım hakları Almanya’da İşletme Teşkilat Yasası’nda düzenleniyor. Bu yasaya göre işyeri işçi temsilciliği her dört yılda bir seçiliyor, organın üye sayısı işletmenin büyüklüğüne bağlı. İşçi sayısı 500’ün üzerinde bulunan anonim şirketlerde denetim kurulunun üçte birinin işçi tem­sil­cilerinden oluşuyor olması gerekiyor. İşçi s ayısının 2000’i geçtiği şirketlerdeyse eşit konumda karara katılımın sağlanması bir zorunluluk.

Story teilen
Devamını oku
Tom Sohl

Tom Sohl

Eyalet meclisinde eyalet okulları sözcüsü

Kasselli 18 yaşındaki Tom Sohl hangi alanda çalışacağını çoktan bulmuş. Öğrencilerin seslerinin duyulması için gayret göstermeye daha ilkokul yıllarında başlamış. Önce sınıf sözcüsü, ardından okul sözcüsü, 2019 Haziranından beri de Hessen eyalet meclisinde eyalet okulları sözcüsü olarak. Eyalet meclisindeki okul temsilciliği kurulunda son derece etkin olarak çalışan müstakbel lise mezunu, Hessen’deki öğrenim içerikleri komitesinin de başkanlığını üstlendi. Ajandası, okul arkadaşlarının ajandalarından çok daha dolu: hemen hemen her hafta eyalet meclisine gidiyor ve burada siyasetçiler ve kültür bakanlığı çalışanlarıyla görüşüyor. “Demokrasiyi aktif olarak deneyimlediğimiz ilk yer, demokratik bir bilinç geliştirdiğimiz yer okul. İşleyen bir topluma giden yolun rotası burada çiziliyor” diyen Sohl, görevde olduğu dönem içinde çok iş başarmayı planlıyor.

Fikrimiz ne kadar erken sorulursa o kadar iyi. Demokrasinin bizlere okullarda öğretilmesi gerekiyor, böylece ileride toplumda anti demokratik düşüncelerin oluşumu engellenebilir.

Hessen eyaletinde geçerli olan okul komitesi – okullardaki en yüksek kurul –  yapısını değiştirmek istiyor. Komite üyelerinin yarısı öğretmenlerden, diğer yarısı da öğrenciler ve veli temsilcilerinden oluşuyor.  Okul yönetiminin de bir oy hakkı bulunuyor. “Okul yönetimi çoğu zaman öğretmenleri destekliyor. Bu durumda bir oylamada öğrenci ve veliler aynı fikirde olsa bile öğretmenler ve okul yönetimi oy çoğunluğu ile bizi susturabiliyor. Bunu adil olmadığını düşünüyorum.” Sohl, her üyenin eşit oy hakkının olması gerektiğine inanıyor. “Daha yüksek bir uzlaşım sağlanmalı. Sonuçta buradaki kararlar en çok biz öğrencileri etkiliyor. Bu yüzden de sesimizin duyulması ve ciddiye alınması önemli.”

“Fikrimiz ne kadar erken sorulursa o kadar iyi. Demokrasinin bizlere okullarda öğretilmesi gerekiyor, böylece ileride toplumda anti demokratik düşüncelerin oluşumu engellenebilir.” 18 yaşındaki Tom Sohl, Hessen Eyalet Meclisinde eyalet okulları sözcüsü. Almanya’da 16 eyaletin hepsinde eyalet okulları temsilcilikleri bulunuyor. Bu organlar, eyalet kültür bakanlığı ya da eyalet meclisindeki partiler karşısında lise öğrencilerinin çıkarlarını gözetiyor. Ayrıca Eyalet Düzeyindeki Ortaöğretim ve Lise Öğrencileri Temsilciler Kurulu bağlamında düzenli olarak bir araya gelerek ulusal düzeyde önemli olan eğitsel-siyasi konularda görüşmelerde bulunuyorlar.

Story teilen
Devamını oku
Gabriele Wenner

Gabriele Wenner

Kadınlar şubesi başkanı

Herkesin sesinin duyulması, Gabriele Wenner için de demokrasinin özünü teşkil ediyor. Frankfurt/Main Belediyesi Kadınlar Şubesi Başkanı ağ kurmanın önemine inanıyor, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde. Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Cinsiyet Uzman Grubu üyesi olan Wenner, Avrupa Kadın Erkek Eşitliği Şartı’nın hazırlanmasında da görev aldı. Wenner, Almanya’nın kadınların teşviki ve kadın-erkek eşitliği konularında İskandinav ülkelerindeki uygulamalardan örnek alması gerektiğine inanıyor. “Sonuçta kadın-erkek eşitliği ve devletin bu eşitliği koruması gerektiği Temel Yasa’da güvence altına alınıyor.”

Benim için demokrasi, herkesin sesinin duyulması ve dikkate alınması demek.

2019 yılı, Almanya’da kadınların seçme ve seçilme hakkına sahip olmasının 100. yıldönümü. Peşinden pek çok önemli gelişmelerin geldiği önemli bir adım. Almanya’da lise bitime sınavında başarılı olan kız öğrenci sayısı yıllardır erkek öğrenci sayısının üzerinde. Kadınların iş sahibi olmaları artık çok doğal. Yine de, normalde yüksek sesle gülen ve coşkusuyla çevresindeki insanları harekete geçirebilen bir insan olan Gabriele Wenner, çalışma hayatında her gün karşılaştığı konular hakkında konuştuğu zaman sinirlenmeden edemiyor. “Çocuk ve hasta bakımı söz konusu olduğunda işin büyük kısmı hala kadınlara düşüyor, kadınların maaşları hala erkeklerin maaşlarından daha düşük ve hala erkeklere oranla daha çok kadın yoksulluk çekiyor.” Wenner’in makamı kadınların, erkeklerin sahip olduğu meslek edinme ve meslekte yükselme imkanlarına sahip olabilmesi,  ekonomi, yönetim ve siyasette daha çok kadının karar verici rollere gelebilmesi ve kadınların her yerde korkusuzca hareket edebilmeleri için mücadele ediyor. “Bu konularda elde ettiğimiz başarılar oldu, ama yine de mücadeleye devam etmemiz gerekiyor” diyen Wenner’e göre aksi takdirde Almanya’da, insanın kendi tercihleriyle yaşama imkanı bulduğu alanlardaki kazanımlarının gerisine düşme tehlikesi bulunuyor. “Ülkemizde herkesin gerçekten de eşit imkanlara ve haklara sahip olabilmesi için her gün farklı araçlarla çalışmaya devam etmeliyiz.”

“Benim için demokrasi, herkesin sesinin duyulması ve dikkate alınması demek.” Frankfurt/Main Belediyesi Kadınlar Şubesi başkanlığını yürüten 55 yaşındaki Gabriele Wenner, kadın ve erkeklerin eşit imkanlara sahip olması için gayret gösteriyor. “Eşit hakların söz konusu olması demek, devletin herkese aynı şeyi sunması demek değil. Farklı ihtiyaçların farkına varılması ve bunlara uygun tedbirlerin alınması demek.” Almanya’daki ilk Kadınlar Şubesi 1982’de Köln Belediyesinde kuruldu. Bugün büyük şehirlerin hepsinde bir kadınlar dairesi bulunuyor. Hak eşitliği görevlileri çalışmalarını hem ulusal düzeyde hem de eyalet düzeyinde gerçekleştiriyor.

Story teilen
Devamını oku
Andrea Stäritz

Andrea Stäritz

Seçim gözlemcisi

Bir konuda fikrini belirtebilme ve sivil toplumsal konularda harekete geçebilme hakkı, Andrea Stäritz için de demokrasinin temel sütunları. Berlinli gazeteci şöyle diyor: “Ben nasıl burada müdahil olabiliyorsam, başka ülkelerdeki insanların da bunu yapabilmesi gerekir. Bu yüzden seçim gözlemcisi olarak görev alıyorum.” Avrupa Birliği ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından görevlendirilen Stäritz, yılda bir ya da iki kez kelimenin tam anlamıyla oy sandığının başına oturuyor ve seçmenlerin oylarını kimsenin etkisi altında kalmadan kullanıp kullanmadıklarına dair, insan hakları ve seçim yasalarına uyulup uyulmadığına dair not alıyor. Stäritz, bunun kendisinin demokrasiye olan kişisel katkısı olduğunu ifade ediyor.

 

Oy kullanmak bir insanlık hakkı.

Stäritz, 2019 Ekiminde düzenlenen Başkanlık seçimlerine gözlemci olarak katıldığı Tunus’tan yeni geri döndü. Liman kenti Sfax’taki seçim sandıklarını gözlemleyen Stäritz, seçimin oldukça hareketli geçtiğini ifade ediyor. “Hangi yöne doğru gideceği kararını alamadığı için parçalanmış bir ülke.” Başlangıçta çekimser kalan genç seçmen, sandıklara gitme kararını alarak seçim sonucunu etkileyen kesim olmuş. Stäritz’in ifadesiyle “demokrasi için büyük bir oy.”

Bugüne kadar bir düzineden fazla ülkede seçim gözlemciliği yapmış olan Stäritz, bu süre içinde önemli dönüm noktalarında bulunmuş olan toplumları gözlemleme şansını elde etmiş: 2019’ta Nijerya’da, 2018’de Mali ve Sierra Leone’de, 2016’da Gabun’da. Uluslararası Barış Misyonları Merkezinin (ZIF), 2002’den beri Dışişleri Bakanlığı adına seçim gözlemcisi olarak görevlendirdiği Alman vatandaşlarının sayısı 5000’i geçiyor. Gözlemcilerin en önemli özelliği: olaylara karışmadan bilgi toplayabilmek. Görevlendirilen ekipler sivil toplum organizasyonlarıyla, medyayla, siyasi partilerle ve seçim kurumlarıyla temasa geçiyor ve siyasi durumu, güvenlik durumunu ve seçim kampanyalarını analiz ediyorlar. Stäritz’in ifadesiyle: “Ülke ne konumda diye bakıyoruz. ‘Demokrasiyi desteklemek için ne yapabiliriz’, ‘AB ve AGİT projeleri anlamlı mı’ gibi soruların cevaplarını arıyoruz.” Seçim gözlemleme faaliyetleri sadece demokrasi yolundaki ülkelerde gerçekleştirilmiyor; AGİT, Almanya ve ABD’ye de seçim gözlemcisi gönderdi. Bu girişimlerdeki amaç, seçim kampanyalarındaki imkan eşitliği ve seçimin medyadaki varlığı gibi konularda gözlemlerin yapılması.

Genelde düşünülenin tersine, seçim misyonlarının seçim sonuçlarını resmen onaylamak gibi bir amacı ya da yetkisi bulunmuyor. Öte yandan ağır ihlal durumlarında ticari ambargo hatta diplomatik ilişkilerin kesilmesi gibi yaptırımlar söz konusu olabiliyor. Stäritz, demokrasi adına gösterdiği bu gayretten olumlu bir enerji çıkarıyor: “Yaptığım iş bana, Almanya’daki sorunlara olan yaklaşımımda da kullanabildiğim farklı tür bir soğukkanlılık katıyor. Kendi kendime şöyle diyorum: demokrasi çok hassas, dünyanın dört bir yanında yasalar ihlal ediliyor. Güçlükler karşısında sağlam durmalı ve sivil toplum olarak aktif olmalıyız. Benim yaptığım da bu.”

“Oy kullanmak bir insanlık hakkı.” 61 yaşındaki Berlinli gazeteci Andrea Stäritz, 2004 yılından beri AB ya da AGİT tarafından görevlendi­rilerek yılda bir ya da iki kez dünyanın dört bir köşesinde seçim gözlemcisi olarak görev alıyor. “Gittiğim görevlerde ülkeleri pek çok kez son derece önemli anlarda tec­rübe edebilme şansını elde ettim. Seçim gözlemcisi ola­r­ak edindiğim uzmanlıkla demokratikleşme ve barışın güvence altına alınmasına katkı sağlayabiliyorum.” Stäritz, gözlemcilerin davet ediliyor olmasının uluslararası diplomasideki güvenin önemli bir kanıtı olduğu görüşünde. Bu konuda elbette önemli olan, gözlem misyonlarına dayanılarak yapılan tavsiyelerin seçim sonrasında nasıl hayata geçirildiği.

Story teilen
Devamını oku
Jumas Medoff

Jumas Medoff

Başkan

Demokrasinin kırılganlığını Jumas Medoff da tecrübe etmiş. “Demokrasi çok değerli ama başarısı kendiliğinden gelen bir şey değil. Genelde insanlar demokrasiyi olduğu gibi kabul ediyor, halbuki herkesin demokrasi için üzerine düşen katkıyı sunması gerekir.” Frankfurt Yabancılar Meclisi (KAV) Başkanı, Azerbaycan doğumlu Medoff zamanın büyük bir kısmını yabancıları, yaşadıkları kentte sosyal ve siyasi açıdan aktif olmaları için ikna etmeye harcıyor. “Herkesin mutlaka siyasi açıdan aktif olmasına gerek yok, ama iki üç yılda bir harekete geçip oy kullanması gerekir.” Frankfurt sakinleri arasında bugün 180 ulustan kişi bulunuyor. Her iki sakinden çoğu göçmen kökenlere sahip. AB ülkeleri dışındaki ülkelerden gelen vatandaşların Almanya’da oy kullanmak hakkı bulunmuyor. Bu kimselerin belediye nezdindeki temsilcisi ve sözcüsü KAV. “Göçmen meclisi” eksiklikleri belirleyebiliyor, bunların düzeltilmesi için önerilerde bulunabiliyor ve  – yabancılar dairesindeki bekleme sürelerinden çok dilli bakım personeline ya da daha iyi Almanca kurslarına kadar – yabancıları ilgilendiren her konuda söz sahibi olabiliyor.

Benim için demokrasi, insanların özgürce yaşayabilme imkanına sahip olabilmesi demek.

Jumas Medoff, kurulun 37 seçilmiş üyesiyle elde ettiği başarılarla, ayrıca da kurulun, getirdiği öneriler, sağladığı danışmanlık hizmetleri ve düzenlediği etkinliklerle Almanya’daki en aktif yabancılar meclisi olmasıyla gurur duyuyor.  Öte yandan 38 yaşındaki siyasetçi şöyle de ekliyor: “Burada yaşayan herkesin yerel siyasette söz hakkı sahip olmasını ve KAV’a artık ihtiyaç duyulmamasını isterdik.” Zira Medoff için en değerli mallar su ya da akar yakıt değil. “Karar süreçlerine katılım ve insan potansiyeli toplumumuzun sahip olduğu en önemli kaynaklar. Ülkemiz için daha iyi bir gelecek yaratmanın yolu da bu kaynakları en iyi şekilde kullanabilmekten geçiyor.”

“Benim için demokrasi, insanların özgürce yaşayabilme imkanına sahip olabilmesi demek.” Jumas Medoff’un başkanlığını yürüttüğü Frankfurt Yabancılar Meclisi (KAV), göçmen kökenli Frankfurtluların sesi. Yerel yönetim, eyalet yönetimi ve parlamento seçimlerine Almanya’da sadece Alman vatandaşları katılabiliyor. AB vatandaşları için bir istisna söz konusu: onlar yerel yönetim düzeyinde karar verme sürecine katılabiliyor. Yerel düzeydeki sayıları 400’ü aşan göçmen meclisleri, Almanya’da yaklaşık 11 milyon yabancının çıkarlarını gözetiyor.

Story teilen