Bilgi gücü yüksek ülke

Almanya bilimsel alanda göz dolduran bir ülke. Geçtiğimiz yıllarda yapılan reformlar tutundu ve araştırma şimdi hiç olmadığı kadar uluslararası nitelikte.

Jonas Ratermann

Almanya araştırma ve akademik eğitim alanında tüm dünyada önde gelen birkaç adresten birisi. Nobel Ödüllü bilimciler sıralamasında 80 ödülle dünyada üçüncü sırada olması da bunun güçlü bir ifadesi. Araştırma ve geliştirmede köklü bir geleneği olan ülke, bilginin en önemli “hammadde” olarak görüldüğü küreselleşmiş dünyada en iyi kafaların yurdu olmak bakımından göz dolduruyor. Bilginin yüksek gücünü ortaya koyan üç aktör var: Sayıları 400’ü bulan üniversitelerin oluşturduğu sıkı ağ, uluslararası düzeyde saygı gören üniversite dışı dört büyük araştırma kuruluşu ve sanayide yürütülen güçlü araştırma çalışmaları. İleri teknoloji ürünlerinde dünya pazarındaki yüzde 12’lik payıyla Almanya’nın ihracatta dünya lideri olması ve Avrupa Birliği (AB) içinde “Yenilikçiliğin Liderleri” listesinde edindiği sağlam yeri, yüksek araştırma performansıyla yakından ilgili. Almanya’nın bir diğer özelliği, uluslararası kıyaslamada yurt içi gayri safi hasılanın yüzde 2,5’undan fazlasını araştırma ve geliştirme çalışmalarına ayıran az sayıdaki ülkeden biri olması.

Siyaset ve akademi dünyası çok sayıda önlem ve reformla bilgi ülkesi olarak Almanya’nın daha fazla gelişmesi ve uluslararasılaşması yönüne adımlar attı. Bunlardan biri 2008’de karara bağlanan, ”Eğitimle Yükselme” sloganlı, yaşamın her dönemini kapsayan teşvik önlemleri. Bu alanda başarılı sonuçların alındığı diğer ­önlemler, çok sayıda uluslararası yönelimli lisansüstü eğitim programı ve mükemmeliyet kümeleşmesini ortaya çıkaran “Mükemmeliyet İnisiyatifi”, “2020 Üniversite Paktı“, “İleri Teknoloji Stratejisi“, “Araştırma-Geliştirme Paktı” veya “Sanayileşme Stratejisi”. Almanya Avrupa’nın en büyük araştırma ülkesi olarak 2014’te “Avrupa Araştırma Alanı”nın (ERA) daha ileri düzeye taşınmasına yönelik olarak bir strateji belgesi sunan ilk ülke oldu.

Bilim ve araştırma alanında uluslararasılaşma perspektifine büyük ağırlık veriliyor. Bologna Süreci kapsamındaki çalışmalar sonucunda ülke genelindeki yükseköğretim programının büyük çoğunluğu yeni mezuniyet dereceleri olarak “bakelorya” ve “master” sistemine geçiş yaptı ve bugün birçok yükseköğretim programı yabancı dilde sunuluyor. Almanya başka ülkelerden gelen üniversite öğrencilerinin tercihleri bakımından ABD ve Büyük Britanya’dan sonra üçüncü konumda. Almanya’dan eğitim amaçlı olarak yurt dışında bulunan üniversite öğrencilerinin hareketliliği açısından bakıldığında da yüzde 30’luk bir oranla yüksek bir performans gözleniyor. Alman üniversitelerinde öğrenim gören yabancı öğrencilerin (uluslararası öğrenciler) sayısında da son on yılda yaklaşık üçte ikilik bir artış var ve toplam öğrenci sayısı içindeki oranları yüzde 10 düzeyinde. Pek çok Alman üniversitesi eğitim programlarını “ihraç etme” ve uluslararası eğitim piyasasında Alman modeline uygun modeller geliştirme yönünde de çalışmalar yürütüyor. Genelde Alman üniversitelerinin piyasa koşullarına uygunluk bakımından dünyadaki yeri gayet iyi. Almanya’da yetişkinlerin yüzde 86’sı üniversite yeterliliği veren lise mezuniyetine (Abitur) sahip veya bir meslek eğitimi mezunu. OECD ortalamasında bu oran sadece yüzde 75.