Deniz dibinde rüzgar enerjisi aküleri

Alman bilim insanları yeni tip bir pompalı toplama istasyonu konseptiyle rüzgar enerjisini offshore depolamak ve ihtiyaç halinde tekrar kullanıma sunmak istiyorlar.

HOCHTIEF Solutions - Storing Energy at Sea

Kimileri buna basit tabirle „deniz yumurtası“ diyor. Projenin resmi hitap adı ise StEnSea: Storing Energy at Sea. Bu kavramın ardında; ihtiyaç fazlası rüzgar enerjisini denizin dibinde depolamaya ve ihtiyaç halinde kullanıma sunmaya yarayan, betondan yapılma içi boş bir küre yatıyor. Kassel'de bulunan Frauenhof Rüzgar Enerjisi ve Enerji Sistem Tekniği Enstitüsü araştırmacılarının üzerinde çalışarak oluşturdukları şey, offshore rüzgar enerjisinin güvenilir bir enerji tedarikçisi olma yolundaki ana sorununu çözmeyi hedefliyor: Rüzgar istikrarlı esmiyor; bazen şiddetli esiyor, bazen de durgunluk hüküm sürüyor.  Rüzgar şiddetli estiğinde çoğu zaman, elektrik şebekesi hatlarının aşırı yük altında kalmaması için enerji parkının pervaneleri durmak zorunda kalıyor. Ayrıca insanların elektrik tüketimi gece ve gündüz arasında büyük farklılık gösteriyor. Bu tür ihtiyaç fazlasını depolayabilen pompalı toplama santralleri geniş yüzey ve yeterli yükseklik farkı gerektiriyor.  Bu nedenle böylesi santraller özellikle ülkenin güneyinde, Alpler'de ve Mittelgebirge dağlarında mevcut – büyük offshore rüzgar parkları ise kuzeyde bulunuyor.

Pompalı Toplama Santralleri İlkesinin Karadan Denize Uyarlanması

Fizik mühendisi Jochen Bard yönetiminde on mühendis Kassel'de, deniz yüzeyinde ve kıyı yakınlarında elde edilmiş elektriği, içi boş devasa beton küreler yardımıyla depolayabilme yolunda çalışmalar yürütüyorlar. Kürelerin çapı 30 metre ve duvarları yaklaşık üç metre kalınlığında. Denizin dibinde, yaklaşık 700 metre derinlikte sabitlenmeleri amaçlanıyor. Tıpkı karadaki pompalı toplama santrallerinde olduğu gibi, suyun akış gücü kullanılıyor: Aralarında yükseklik farkı olan devasa havuzlar yerine deniz dibindeki boş küre su deposu işlevi görecek. Endüstri ortağı, Hochtief şirketi.

Elektrik cereyanına ihtiyaç duyulduğunda, küre su akımına tabi tutuluyor. Akın eden su, elektrik üreten ve bunu şebekeye dahil eden bir türbini harekete geçiriyor. Elektrik şebekesinde bir ihtiyaç fazlası oluşması halinde boş küreden su pompalanıyor ve ve enerji bir dahaki dolumda yeniden kullanıma sunuluncaya kadar bu şekilde depolanıyor. Modelde 200 tane böylesi küre bir türbini harekete geçiriyor. Tek tek kürelerin her biri 20 megavat gücünde bir performansa erişiyor, deniz dibindeki 200 küreden oluşan bir park sadece birkaç saat içinde dört gigavatlık bir takas gücü kullanıma hazır kılacaktır.

Proje Federal Araştırma Bakanlığı tarafından 2017 ilkbaharına kadar teşvik edilecek. Sadece üçer metrelik kürelerle gerçekleştirilecek dört haftalık bir minyatür model denemesine, 2016 sonbaharında start verilecek. Bard, denize ilk kürelerin indirilip indirilmeyeceği veya bunun ne zaman gerçekleşeceğinin, diğer ülkelerdeki yenilenebilir enerjinin ne kadar çabuk yaygınlaşacağına bağlı olduğunu söylüyor: „Proje bir anlamda daha çok bir ithal teknoloji özelliği taşıyor, çünkü Kuzey Denizi'nde gerekli olan su derinliğine sahip değiliz.“ Kuzey Denizi'nin ortalama derinliği sadece 90 metre – yalnız Norveç önlerinde ince bir mecrada derinlik 725 metre. Burası deniz yumurtası için ideal bir yer olurdu. 

www.energiesystemtechnik.iwes.fraunhofer.de/de/projekte/suche/laufende/stensea-_-storing-energy-at-sea.html

© www.deutschland.de