“Kimyanın artık farklı düşünmesi gerekiyor”

Profesör Ali Müfit Bahadır’la sürdürülebilirlik araştırmaları ve alternatif enerjiler üzerine konuştuk.

Ali Müfit Bahadir - Sampling of soil and wheat

Sayın Ali Müfit Bahadır, çalışmalarınızın odağı sürdürülebilirlik. Enerji politikalarındaki değişim tartışmaları sizce bu konuya olan ilgiyi yükseltti mi?
Bana öyle geliyor ki, enerji politikalarındaki değişimle ilgili kamuoyundaki tartışmalara, işin mali boyutları ve münferit meydana gelen sansasyonel olaylar yön veriyor. Sürdürülebilirlik için önemli olan kaynak koruması konusu diğer konuların yanında yeterince ilgi görmüyor. Yapılan tartışmalarda, kuraklık gibi etkileri sonradan görünen doğa olaylarından ziyade, yakın zamanda İngiltere’de yaşanan sel felaketinde olduğu gibi, etkisini doğrudan hissettiren doğal afetler öne çıkarılıyor. Halbuki kurak bölgelerin yavaş yavaş yayılması özellikle büyük bir sorun, zaten bunu kuraklıkla bağlı olarak ortaya çıkan politik karmaşada da görebiliyoruz.

Yenilebilir kaynaklar bize ne tür imkanlar sunuyor? Sizin çalışma alanlarınızdan biri de biyodizel.
Bugüne kadar araştırıldığı şekliyle biyodizel, petrol sorununa çözüm sunmuyor. Özellikle de biyodizelin karbon ayak izi yok olmadığı sürece. Ayrıca yeryüzündeki açlık düşünüldüğünde buğdaydan ekmek yerine yakıt üretmek, etik açıdan kabul edilemez. Bu noktada çözüm, “besin ya da yakıt” olmamalı. Öte yandan biyodizel araştırmaları son derece önemli, zira temelde yenilebilir kaynaklara muhtacız. Zira petrol kaynakları yakın bir zamanda tükenecek. Kimyanın artık farklı düşünmesi gerekiyor.

Farklı düşünmenin gelişebilmesi için neler yapıyorsunuz?
Örneğin 6 Alman üniversitesiyle işbirliği içinde kimyada sürdürülebilirlik konusunda bir kılavuz kitap oluşturduk. Mümkün olduğunca yayılabilmesi için de Türkçe de dahil olmak üzere kitabı 10 dile çevirttik ve herkesin ücretsiz ulaşabilmesi için internete koyduk (www.oc-praktikum.de/nop/tr-entry). İnternet istatistikleri, kitabın uluslararası düzeyde ilgi gördüğünü gösteriyor. Bu sayede kimya öğrencilerini, ham petrolün tek seçenek olmadığı, doğal bileşiklerin artık üretimde çok daha iyi kullanılabildiği gibi konularda bilinçlendirmiş oluyoruz. Ekolojik madde kullanımına somut bir örnek olarak gliserini verebiliriz. Şu zamana kadar gliserin, biyodizel üretiminin bir atık ürünü olarak kabul ediliyordu. Halbuki gliserin, pekala kayganlaştırıcı olarak çok iyi kullanılabiliyor.

Sürdürülebilir çözümler için uluslararası arenada da aktif siniz. Özellikle bahsetmek istediğiniz projeler hakkında bize biraz bilgi verir misiniz?
Federal Almanya Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı ile Alman Akademik Değişim Kurumu (DAAD)’nin teşvik programı “Exceed” çerçevesinde, 5 mükemmeliyet merkezinden biri Braunschweig Teknik Üniversitesi’nde kuruldu. Merkez’in ilgi alanı, sürdürülebilir su ekonomisi. Söz konusu projede 18 ülke ve 4 kıtadan toplan 35 üniversite ve araştırma merkezi, ortaklak içinde araştırmalarını yürütüyor. Bu proje sayesinde su kaynaklarının korunması konusunu politik gündeme de taşıyabiliyoruz. Örneğin Braunschweig Belediyesi Kanalizasyon İdaresi ile ortaklaşa atık suların tarım için yeniden kullanımı için çalışmalar yapıyoruz. Edindiğimiz tecrübeleri, atık suyun tarımda kullanımı konusunda birlikte çalıştığımız Konya’daki araştırmacılara da ulaştırıyoruz. Çevreci bir kimyacı olarak benim için merkezi önem taşıyan sorun, ağır metaller ve benzol gibi zararlı maddelerin suya karışımını nasıl engelleyebileceğimiz. Alman-Arap Dönüşüm Ortaklığı çerçevesinde yürüttüğümüz “EMPOWER Tunisia” da benzer yönde ilerleyen bir proje.

Konya’daki üniversitelerle yoğun bir işbirliği içinde çalışıyorsunuz. Sizce Türkiye’de ekolojik düşünce yerleşiyor mu?
Evet, bu durumda elbette AB’yle müzakerelerin de katkısı var. Türkiye’de özellikle rüzgar gücü kullanımı konusunda tartışmalar yürütülüyor. Anadolu’nun seyrek nüfuslu düz coğrafyası, bu uygulama için gayet uygun koşullara sahip. Fotovoltaik sistemler ve rüzgar gücü üzerine Türkiye’de artık pek çok araştırma gerçekleştiriliyor. “CLEAN – Soil, Air, Water” Dergisi’nin yayın kurulunda yer alan biri olarak dergide bu konularla ilgili olarak Türkiye’deki araştırmacılardan pek çok yazı geldiğini söyleyebilirim.

Röportajı yapan: Johannes Göbel

Prof. Dr. Ali Müfit Bahadır, Braunschweig Teknik Üniversitesi Ekolojik ve Sürdürülebilir Kimya Enstitüsü Başkanı. 1947 İstanbul doğumlu bilimadamı, bu alandaki en önemli uzmanlardan biri sayılıyor.