Batı’ya doğru uzun bir yolda geriye bakış

Alman sorunsalına veda – Batı’ya doğru uzun bir yolda geriye bakış.

Brandenburg Gate
picture alliance / Peter Kneffel

Alman sorunsalı; 184 yaşına bastı. Sorunsal, Kutsal Roma İmparatorluğu’nun Alman ulusundan son imparatoru olan II. Franz, 6 Ağustos 1806’da Napolyon’un bir ültimatomuna boyun eğip imparatorluk tacından feragat ettiğinde, imparatorluktaki zümreleri görevlerinden azad edip böylelikle “eski imparatorluğu” sona erdirdiğinde doğmuştu. Alman sorunsalı, geçmişteki dört işgal gücünün onayıyla, 3 Ekim 1990’da Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin Almanya Federal Cumhuriyeti’ne katılımıyla çözüldü. Yeniden birleşmenin tarihsel önemini Federal Cumhurbaşkanı Richard von Weizsäcker Berlin Filarmoni binasındaki devlet töreninde, tarih kitaplarına geçmeyi hak eden bir cümleyle tanımlıyordu: “Tarihte ilk kez, tüm Almanya’nın Batı Demokrasileri arasındaki kalıcı yerini bulduğu gün geldi.”

1806 ve 1990 yılları arasında sürekli bir Alman sorunsalı yoktu. 1871 ve 1918 arasındaki Alman İmparatorluğu zamanında, açık bir Alman sorunsalından bahsetmek kimsenin aklından geçmezdi. Tartışmasız olan, Alman sorunsalının en geç 8 ve 9 Mayıs 1945’te, Alman İmparatorluğu İkinci Dünya Savaşı galipleri karşısında kayıtsız şartsız teslim olduğunda yeniden ortaya atıldığıdır. Almanya’nın iki devlete bölünmesi Alman sorunsalına geçici bir yanıttı. Kalıcı yanıt iki devletin, 1945’teki sınırların devletler hukukuna göre tanınmasıyla bağlantılı olan birleşmeleridir. 3 Ekim 1990’dan beri, Almanya’nın nerede bulunduğu, buna nelerin dahil olduğu ve nelerin olmadığı geri döndürülemez bir şekilde kesinleşmiştir.