Merkel iklim anlaşmasını övdü

Şansölye Merkel’e göre tarihi iklim anlaşması «aklın yolunun bulunduğunun göstergesi».

dpa/Arnaud Bouissou - Bundeskanzlerin Angela Merkel

Karlsruhe (dpa) - Şansölye Angela Merkel, Paris’te sağlanan iklim anlaşmasını insanlığın geleceği için bir şans olarak niteledi. Merkel, «Bu sonuç, enerjide dönüşüm yolunda dünyanın yeni bir güzergaha girmesi, iklimdeki değişiklik karşısında dünyanın aklın yoluna yönelmesidir» dedi. «Milyarlarca insanın, verilen sözlerin yerine getirilmesi durumunda gelecekleri için kaygı duymaması için bir şans» olduğunu vurguladı. «Terörle mücadele içinde olduğumuz, bunca insanın ülkelerini terk etmek zorunda kaldığı, terörden ama aynı zamanda iklim değişikliklerinden dolayı yerlerini terk ettiği şu dönemde, dünya topluluğunun özellikle böyle zamanlarda aklın yolunu bulabileceğine ilişkin bir işaret vermesi önemlidir» diye ekledi.

Dünya topluluğu geçtiğimiz hafta sonu tarihi nitelikteki BM İklim Anlaşması’yla petrol, gaz ve kömüre veda etme kararında olduğunu ilan etti. Paris’te varılan anlaşmada, dünya ısınmasının sanayileşme öncesi döneme göre iki derecenin net olarak altında bir düzeyde tutma, hatta mümkünse 1,5 dereceyle sınırlama hedefi belirlendi. Federal Çevre Bakanı Barbara Hendricks, sözleşmede Almanya’nın parmak izinin olduğunu belirtti. «Cumartesi günü sözleşmenin karara bağlanmasının ardından yaptığı açıklamada «Bizim delegasyonumuzun bu başarıda çok büyük bir payı var» dedi. Almanya’nın bu sonuca ulaşılmasında «belirleyici rol» oynadığını belirtti. «Hep birlikte tarih yazdık» diyen politikacı, milyarlarca insanın, dünya topluluğunun çözüme dönük adımlar atmasını uzun süre beklediğini, şimdi nihayet harekete geçildiğini vurguladı. Ama şöyle bir pürüz var: Şimdiye kadar getirilen ulusal iklim koruma planları anlaşmanın öngördüğü hedeften çok uzaklar. Ve gelecekte her ülke büyük hedefe nasıl katkı yapacağına kendisi karar verecek.

Münih’teki ifo Enstirüsü’nün Müdürü Hans-Werner Sinn bu durumdan rahatsız: «Anlaşma öncelikle etik bir çağrı içeriyor ve bir sözden ibaret» eleştirisini getiriyor. «Ülkeleri çözüme katılmaya yönlendirecek enstrümanlar öngörülmüyor.» Federal Almanya Çevre ve Doğa Koruma Birliği’nin (BUND) Başkanı Hubert Weiger de eleştirel bakıyor: «Paris’te üzerinde anlaşılan ısı hedefiyle ülkelerin gerçek iklim politikaları arasındaki fark dev boyutlarda.» Şimdiye kadarkinden farklı olarak iklimin korunması sadece sanayi ülkelerinin değil tüm dünyanın görevi. Anlaşmaya göre sera gazı salımlarının çok kısa zamanda azaltılması gerekiyor. Yüzyılın ikinci yarısındaysa artık gaz salımı etkisinin sıfırlanması isteniyor; yani gaz salımının, dengeleyici etkeni (söz gelimi ağaçlandırma yoluyla) aşmaması gerekiyor.

Gelişmekte olan ülkeleri desteklemek için sanayi ülkelerinin 2020-2025 yılları arasında yılda 100 milyar Dolar (91 milyar Avro) tahsis etmesi de öngörülüyor. Özel yatırımlar da bu kapsamda olabiliyor. Bu para, iklimin korunması ve küresel ısınmanın sonuçlarıyla baş edilmesi amacına dönük olacak. 2025’ten sonra katkının artması öngörülüyor. Çin gibi ekonomisi yükselişte olan ülkeler ve petrol üretici ülkeler isterlerse katkı vermeye dahil olabilecekler. Angola’dan Giza Gaspar Martins varılan anlaşmayı, en az gelişmiş ülkeler adına «Bizim umabileceğimiz en iyi sonuç» diye yorumladı. İklim Anlaşması’nın şimdi her ülke içinde ulusal düzeyde de onaylanması gerekiyor. Anlaşma, ülkelerin en az yüzde 55’i tarafından ve sera gazı salımının en az yüzde 55’inden sorumlu ülkeler tarafından onaylandığında yürürlüğe girecek. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, anlaşmanın somut eylemler gerektirdiğini hatırlattı: «İş yarın başlıyor!»

Kaynak: dpa; Çeviri: FSM