Savaşa ve sefalete karşı birlikte hareket

Alman dış politikasında uluslararası işbirliği önemli bir rol oynuyor. Almanya’nın Birleşmiş Milletlerin çalışmalarına etkin katılımı üzerine.

Bewohner eines Flüchtlingslagers in Somalia
dpa

Uluslararası politikada tek başına hareket Almanya’nın tercihleri içinde yer almıyor; geçmişten çıkarılan derslerle bilinçli olarak böyle bir karar alınmış durumda. Ülke bugün uluslararası organizasyonları, programları ve konvansiyonları içeren sıkı bir ağın parçası. Birleşmiş Milletler askeri eylemlerin asıl nirengi noktası olmaya devam ediyor. 1945’te 51 devletin kurduğu BM’in bugün 193 üyesi var. 1973 yılında Federal Almanya BM’in üyesi oldu, o dönemde var olan ikinci Alman devleti Demokratik Almanya Cumhuriyeti de. Zamanın Federal Almanya Şansölyesi Willy Brandt, katılımı şu sözlerle yorumlamıştı: “Giderek herkesin herkese daha fazla muhtaç olduğu bir dünyada barış politikası kendi evinizin eşiğinde son bulmamalı.”

 

Bu anlayış, günümüzdeki pek çok anlaşmazlık ve çatışma durumlarına rağmen ve aslında tam da bundan dolayı bugün de aynı şekilde geçerli. Bu nedenle Sigmar Gabriel Alman Dışişleri Bakanı olarak 2017 başında Birleşmiş Milletleri ilk kez ziyaret ettiğinde şu ifadeleri kullandı: “Biz insanlar adına savaşı ve sefaleti sona erdirmenin tek yolu olarak uluslararası işbirliğini gören bir ülkeyiz.”

Almanya ve Birleşmiş Milletler arasındaki ilişkilere yönelik beş soru, beş yanıt.

Almanya Birleşmiş Milletlerde nasıl bir rol oynuyor?

Almanya uluslararası sistemin destekleyicilerinden biri sayılıyor. Bunun bir sebebi, dış politikasını açık bir biçimde işbirliği ve hukukun hakimiyeti üzerine inşa etmesi, bir diğer sebebiyse BM sistemine verdiği finansal ve diğer katkılar: Almanya ABD, Japonya ve Çin’den sonra BM’in nizami bütçesi içinde yüzde 6,4’lük bir katkı payıyla payla dördüncü sıradaki ülke. Barış misyonları bütçesine katkı konusunda da dördüncü sırada ve böylece 2016/2017 dönemi için iki bütçeye yılda 1,3 milyar dolardan fazla katkıda bulunuyor. Almanya BM’in uluslararası barış ve güvenlikte baş sorumluluğu taşıyan organı olan Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinden biri değil.

Almanya neden BM Güvenlik Konseyinde daimi olarak temsil edilmiyor?

Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşından sonra kuruldu, amacı da Naziler yönetimindeki Almanya’nın sebep olduğu türden insani ve ahlaki bir felaketin tekrarından insanlığı korumaktı. Bu nedenle Almanya ne kurucu üyeler arasında yer alabildi, ne de BM’de etkin ve yetki sahibi ülkeler arasına girebildi. Ama dünyanın koşulları o günden bugüne değişti. Bu durum, Avrupa’nın ortasında barışçı ve ekonomik bakımdan güçlü bir ülke haline gelen Almanya için geçerli değil sadece.  Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin de Güvenlik Konseyi’nde daimi temsiliyeti yok. Bu nedenle BM’de üye ülkelerin büyük çoğunluğu Güvenlik Konseyinde bir reforma ihtiyaç olduğu düşüncesinde.

Almanya daimi bir üyelik alma arzusunda mı?

Almanya G4 partnerleriyle (Brezilya, Hindistan ve Japonya) ve reformdan yana başka birçok partner ülkeyle birlikte, Güvenlik Konseyinin dünyada bugünkü koşullarla uyumlu hale gelmesine yönelik bir reform yönünde çaba harcıyor. Hedeflenen reform daimi olan ve olmayan üyeliklerde genişleme öngörüyor. Almanya daimi üyelik için kendisini aday olarak görüyor. Daha önce beş kez daimi olmayan üye statüsünde bu organda görev yaptı ve 2019/2020 dönemi için daimi olmayan üyeliğe altıncı kez başvuru yaptı. Başvurunun kampanyası başlamış durumda.

Almanya BM’in barış gücüne askerleriyle destekliyor mu?

Almanya barış misyonlarına mali katkının dışında giderek daha fazla askeri birlikleri, polis gücü ve sivil görevlileriyle de dahil oluyor. Halihazırda yaklaşık 3.500 güvenlik personeliyle uluslararası çalışmalara destek veriyor. BM’in görevlendirmesiyle örneğin Balkanlarda ve Afganistan’da sorumluluk üstlenen NATO ve Avrupa Birliği faaliyetleri bu çalışmalarda önde geliyor. Mali’deki BM misyonu MINUSMA’da ise Almanya’nın şu sıra en büyük yurt dışı görevi icra ediliyor.

Almanya’nın BM’de takipçisi olduğu başka hedefler neler?

Almanya sosyal ve ekolojik konularda da etkin çalışmalar yürütüyor, zira “yumuşak etkenler” de krizlerin doğmasında giderek daha etkili oluyor, krizleri büyütüyor veya hızlandırıyor. Almanya bu nedenle çevrenin ve iklimin korunması ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında yoğun çalışmalar yapıyor. Dünya topluluğu 2015 yılında ortaya çıkan Paris İklim Antlaşmasıyla ve Sürdürülebilir Kalkınma İçin Gündem 2030‘la bunun çerçeve koşullarını ve herkesin kendi performansını ortaya koyacağı ortak bir hedefler katologu oluşturdu. Almanya bu hedeflerin hayata geçmesine büyük önem atfediyor ve birçok noktada bunun için somut çabalar harcıyor. Bu nedenle Federal Hükümet 2017 Kasımında Bonn’da yapılacak İklim Konferansının başarıyla geçmesini arzu ediyor. Almanya BM’de devam ettiği çalışmalarla, dünyada eşitsizliği ve yoksulluğu azaltmak, barışçı, adil ve sürdürülebilir bir dünya düzenine katkıda bulunma uğraşı içinde.

© www.deutschland.de