Paylaşma eğilimi

Paylaşma konusundaki küresel eğilim Almanya’da da giderek daha fazla rağbet görüyor ve bazı sektörleri toptan değiştiriyor.

dpa/Jens Kalaene - sharing economy

Konu otomobil, alet edevat, bahçe veya aşçı olabiliyor: Paylaşma kültürüne rağbet Almanya’da artıyor. Bir zamanlar bilgi teknolojileri alnında sosyal bir eğilim olan şey kendi başına bir sektör haline geldi. Organizasyon araştırmacısı Ayad Al-Ani “Bu gelişme Almanya’da da giderek daha fazla görülen küresel bir eğilim” diyor.

Burada söz konusu olan “sharing economy” (paylaşım ekonomisi) 2000’li yıllarda bilgi teknolojilerinde ortaya çıktı. Orada amaç bilgisayar kapasitelerinin paylaşımıydı. Ancak daha sonra otomobil, bisiklet, giysi veya konut gibi şeyler de paylaşılmaya başlandı.

Özellikle gençler hesaplı çözüm sağlayan bu ödünç kullanıma ilgi gösteriyor. “Giysi Dolabı” benzeri isimler kullanan platformlarda etek ve pantolon değiş tokuşu yapıyorlar, tatillerini yabancı insanların evlerinde “Couchsurfing” yoluyla yapıyorlar veya en yakınlardan birkaç saatliğine bir matkabı ödünç alıyorlar. Katılımcıların birçoğunun bir motivasyonu da kaynak tasarrufu yapmak ve ekolojik davranmak.

Yeni bir iş modeli

Firmalar yeni eğilimi kendileri açısından nasıl değerlendirebileceklerini çoktan keşfetmiş durumdalar, örneğin otomobil paylaşımını karlı bir iş modeli olarak gördüler. Ülke genelinde bu firmaların birliği olan CarSharing yeni “hareketlilik kültürü”nden söz ediyor ve Almanya’da araç sürücülerinin artan ilgisini gözlemliyor. Nitekim 2015 yılı başı itibariyle Almanya çapında yaklaşık 150 firmanın arzından yararlananların sayısı bir milyon düzeyini buldu. Almanya genelinde 490 kent ve beldede bu imkandan yararlanılabiliyor, bu da geçen yıla göre 110 daha fazla.

Organizasyon araştırmacısı Al-Ani şu gözlemi yapıyor: “Bu hareket ticarileşme yolunda. Bir ‘paylaşma ekonomisi’nden ziyade bir ‘kiralama ekonomisi’ oluşuyor.” Sonuçta araç kiralama firmaları, taksi hizmetleri veya konut bulma aracıları verdikleri hizmetler için ücret istiyorlar. Ayrıca bu hizmetleriyle taksi firmaları veya oteller gibi geleneksel hizmet sağlayıcılarla rekabet içindeler.

Al-Ani “Bu paylaşma mekanizması makro ekonominin bir parçası ve ekolojik açıdan son derece ilginç” diyor. Sonuçta insanın bir matkapa belki yılda 20 dakika ihtiyacı olacaktır ve otomobiller de çoğunlukla park yerlerinde duruyorlar. Geleceğe ilişkin şunu ekliyor: “Buradaki mesele, bu gelişmeden yepyeni bir sektörün çıkıp çıkmayacağı.”

© www.deutschland.de