“Değişimi adil şekillendirmek”

Avrupa’nın geleceği nasıl görünüyor? AB Komiseri Timmermans, Yeşil Anlaşma’nın korona krizinde neden özel öneme sahip olduğunu açıklıyor.

Frans Timmermans, İklim Koruma Komiseri.
Frans Timmermans, İklim Koruma Komiseri. picture alliance/dpa

AB Komiseri Frans Timmermans AB Komisyonunun icraatten sorumlu Başkan Yardımcısı ve İklim Koruma Komiseri. Hollanda’nın eski Dışişleri Bakanı 2014’ten beri Komisyon üyesi.

Sayın Timmermans, korona pandemisi Yeşil ­Anlaşma’yı nasıl etkiledi?
Kovid 19 her şeyden önce bize ne kadar savunmasız olduğumuzu gösterdi. Kriz ayrıca, sağlığımızın ne denli önemli olduğunu da gösterdi. Öte yandan biz bu doğrudan tehlikeyle mücadele ederken, iklim ve biyolojik çeşitlilik krizleri yavaş yavaş ilerlemeye devam ediyor. Bu krizler de gerçek. Bu krizler de sağlığımızı ve huzurumuzu doğrudan etkiliyor. Yeşil Anlaşma’nın zenginlere özgü bir lüks olarak görülebilecek bir plan olmadığını vurgulamak isterim. Herkes için önemli. Ekonomilerimizi desteklemek, insanların işlerine geri dönmelerine yardımcı olmak için yakın zamanda milyarlarca avroyu devreye sokacaksak, bu parayı akıllıca harcamamız gerekiyor.

Timmermans Strazburg’da Yeşil Anlaşma’yı tanıtıyor.
Timmermans Strazburg’da Yeşil Anlaşma’yı tanıtıyor. picture alliance / ZUMAPRESS.com

Ekonomi dünyası temsilcileri, her gün daha da sıkılaştırılan çevre standartlarına uyumun ekonomik kriz nedeniyle zor olacağını ifade ediyor.
Onlara cevabım, bu yeni gerçekliği er ya da geç kabul etmek zorunda oldukları. Gerekli yatırımları ya da dönüşüm uygulamalarını belki bir iki yıl erteleyebilirler, fakat gerçeklik er ya da geç onların önüne çıkacaktır. Yeşil Anlaşma henüz mevcut değilken bile bu yönde bir değişim başlatılmıştı. Zira her şey değişiyor. Dördüncü endüstri devriminin tam ortasındayız. Nasıl yaşadığımız, nasıl çalıştığımız, nasıl tükettiğimiz, nasıl çöp ürettiğimiz, tüm bunlar bir değişimden geçiyor. Kovid 19 ve bunun ardından gelen ekonomik kriz, yatırım ve dönüşüm konularında çok ama çok daha hızlı adımlar atmak zorunda bırakacak bizi. Başımızı kuma gömüp her şeyin olduğu gibi kalmasını umabiliriz. Ama böyle olmayacak. Sonuçta, ya kaderimizi kendimiz belirleyeceğiz ya da ona teslim olacağız.

Sizce korona kriziyle AB’de – keza iklim korumayla ilgili olarak da –  yine güçlü bir dayanışma hissi oluştu diyebilir miyiz?
Bazı üye devletlerin ilk tepkilerinin ulusal düzeyde bir tepki olmasını anlayabiliyorum, bunun bir nedeni de bir bütün olarak AB’nin yeterince hızlı hareket edemediği hissine kapılmış olmalarıydı. Öte yandan AB üyeleri, bu mücadeleyi kazanabilmemizin tek yolunun dayanışma içinde hareket etmek olduğunun farkında.  Aynı durum pek çok diğer zorlu konu için de geçerli. Vatandaşlarımızın sağlığı ve huzuru için yürüttüğümüz iklim ve biyolojik çeşitlilik krizleriyle mücadele, aslında AB’nin yeni “varoluş nedeni” olarak görülebilir. 

AB’nin yardım paketi “Yeni Nesil AB” çerçevesinde ekolojik unsurlar yeterince göz önünde bulunduruluyor mu?
Kesinlikle. Çevreyle ilgili konuların, kapsamlı kalkınma paketimiz “Yeni Nesil AB”de sağlam bir şekilde yer alıyor olduğunu büyük bir memnuniyetle söyleyebilirim. Üye devletlerin ulusal düzlemdeki planlarında ekolojik dönüşüm – keza dijitalleşme de – genel hareket planının önemli bir parçası olacak. Avrupalı hükümet başkanlarının bir kararıydı bu, biz de paketi bu doğrultuda oluşturduk. Böyle de olmak zorunda, zira ekonomiyi çevre dostu, kapsayıcı ve dirençli bir şekilde kalkındırmak zorundayız. Bunu şimdi doğru bir şekilde yapabilirsek, Avrupa pek çok alanda öncü bir role sahip olacaktır. İklim, havanın ve suyun temiz tutulması, daha fazla miktarda sürdürülebilir gıda üretimi, toplu taşımanın ve özel ulaşımın elektrikli ulaşım haline getirilmesi, karbonsuz bir ekonomiye geçiş gibi alanlar.

Timmermans AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’le birlikte.
Timmermans AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’le birlikte. picture alliance/dpa

Almanya’nın AB Konseyi Dönem Başkanlığından beklentileriniz neler?
Açıkçası bu konudaki beklentilerim çok yüksek. Almanya’nın Avrupalılığı güçlü bir Avrupalılık. Almanya, kendini aşabilme kapasitesine sahip olduğunu pek çok kez gösterdi. Sadece güçlü endüstrisi açısından değil, aynı zamanda ahlaki ve politik gücü açısından da. Ulusal menfaatinin, kolektif AB menfaatine bağlı olduğunu kabul etmiş bir ülke. Korona krizinin bize, bu birlik içinde bir araya gelirsek, başaramayacağımız hiçbir şeyin olmayacağını öğretmiş olduğunu umut ediyorum. Birliktelik içinde.

© www.deutschland.de

You would like to receive regular information about Germany? Subscribe here: