Almanya doğru yolda

IEA’nın baş direktörü Marie van der Hoeven enerjide dönüşüme yüksek notlar veriyor.

Florence Jamart - Maria Van der Hoeven

Sayın van der Hoeven, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bundan 40 yıl önce o dönemde meydana gelen petrol krizine karşı stratejiler geliştirmek üzere kurulmuştu. Almanya’daki enerjide dönüşüm bu konsepte uygun olarak değerlendirilebir herhalde . . .

IEA 1973/74 yıllarındaki petrol krizi sırasında, petrol tedariğinde uzun süreli kesintiler olduğu takdirde ülkelerin bu duruma karşı birlikte hareket edebilmelerini sağlamak amacıyla kuruldu. Her ne kadar bu hala ana görevlerimizden biri olsa da IEA olarak geliştik. Bugün uluslararsı enerji diyaloğuna yönelik bir think thank görevi görüyor ve pek çok istatistik, analiz ve öneri hazırlıyoruz. Bu bağlamda Almanya’daki enerjide dönüşüm dalgasıyla özellikle de Almanya’nın 2013 yılında izlediği enerji politikasına yönelik araştırmamız dolayısıyla yakından ilgilendik. IEA üyesi 28 ülkenin pek çoğu bu dönüşümle ve gelecekte nasıl şekillene
ceğiyle yakından ilgileniyor.

IEA 2013 Mayısında hazırladığı bir raporda “dünya çapında enerji açısından en verimli ve çevre dostu ekonomi” olma yolundaki adımlarından ötürü Almanya’yı belirgin biçimde överken pek çok öneride de bulunmayı ihmal etmedi.

Evet bu doğru. Raporumuzda Almanya’nın uzun vadede düşük sera gazı salımlı bir enerji sistemine geçişe yönelik 
kapsamlı çalışmalarını takdirle değerlendirdik. Bu değerlendirme, kapsamlı bir enerji stratejisi kadar yenilenebilir enerjilerdeki atılgan gelişmeleri ve enerjide daha yüksek verimliliğe yönelik planları da kapsıyor. Rapor aynı zamanda gelecekteki riskleri ve tehlikeleri de mercek altına aldı. Bu noktada özellikle Almanya’da görece düşük toptan fiyatlara rağmen tüketiciye yansıyan elektrik fiyatının Avrupa’da ilk sıralarda yer 
alması meselesi gündeme getirildi. Bu durum uyarı sinyalleri veriyor. Eğer enerjide dönüşüm inandırıcılığını koruyacaksa Yenilenebilir Enerjiler Yasası’nın (EEG) maliyetinin ve katkı payının tüketici gruplarına göre dağılım düzenlemesinin gözden geçirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla raporumuzun yayınlanmasının ardından henüz altı ay geçmişken Federal Almanya yönetiminin bu konuda bazı reformlar yapma konusundaki kararlılığını göstermesinden ötürü sevinç duyuyorum.

Uluslararası alanda Almanya’nın enerjide dönüşümüne yönelik algı hayretten övgüye kadar uzanan bir yelpazede. Sizce Almanya’nın uluslararası bağlamda iyileştirebileceği uygulamalar nelerdir?

Biz raporumuzda Almanya’nın halihazırda Avrupa çapında varolan mekanizmaları içerisinde bölgesel çapta yapısal bir işbirliği için çalışması gerektiğini dile getiriyoruz. Böylelikle makul bir maliyet ve spesifik meteorolojik koşulları da gözeten bir yaklaşımla üretim güvence altına alınmalı. Ayrıca Almanya’da alınan kararlar sınırları aşan kaçınılmaz etkileri de beraberine getirdiğinden bunların daha geniş bir bağlamda ele alınarak Avrupa çapındaki enerji politikasının çerçeve koşullarının gözetilmesi ve komşu ülkelerle daha yakın bir diyalog içinde olunması gerekiyor.

Yeni Federal Hükümet yakın zamanda yeni bir EEG reformu için yeni bir konsept geliştirdi. Buna göre daha sınırlı bir yapılandırma ve daha düşük fiyatlandırma öngörülüyor. Bu doğru yolda olunduğunu mu gösteriyor sizce?

Tüketici için gittikçe yükselen elektrik fiyatları bağlamında bizim özellikle dikkat çektiğimiz nokta EEG idi doğal olarak. Fotovoltaik sistemlerin herhangi bir sınır koyulmadan çoğalmasından kaynaklanan büyüme ve buna bağlı maliyetin yüksekliği belirgin şekilde sorunlara yol açıyordu. Biz teşvik miktarının doğrudan sözkonusu teknolojinin gelişimine bağlı olarak belirlenmesinin elzem olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla 2014 Ocağında belirlenen ve uzun vadeli hedeflerin ön planda yer almaya devam ettiği “EEG reformunun ana hatları” konseptini doğru buluyorum. Aynı şekilde fiyat dengeleme mekanizmasının rüzgar enerjisine de yansıtılmasını, ofshore rüzgar enerjisi alanlarının genişletilmesini ve sabit fiyatlar yerine ihaleye çıkarma modellerinin sınanmasını ve yürürlüğe koyulmasını da büyük memnuniyetle karşılıyorum. Pazar endeksli mekanizmaların devreye sokulması doğru yolda atılan bir adım.

Ropörtaj: Martin Orth

MARIA VAN DER HOEVEN

Hollandalı eski bakan 2011 tılından beri Paris’te bulunan Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) baş direktörlüğünü yürütüyor. IEA enerji teknolojilerinin araştırılması, geliştirilmesi, piyasaya sürülmesi ve kullanımı 
konusunda bir işbirliği platformu olarak tanımlanıyor ve bünyesinde 28 üye devlet bulunuyor. Her yıl yayınlanan “Key Energy Statistics” ve “World Energy Outlook” raporları dünya çapında en önemli yayınlar arasında sayılıyor.

www.iea.org