Neden güçlü bir G20’ye ihtiyacımız var?

Dünya Ekonomisi Enstitüsünün başkanı ve Think20’nin eş bakanı Dennis J. Snower, G20’nin, insanların sosyal problemlerini daha güçlü bir şekilde göz önünde bulundurması gerektiğini düşünüyor.

IfW/Christina Kloodt - Dennis J. Snower

G20 Grubu, dünya topluluğu için ne denli önemli olduğunu 2008 finans krizinde belirgin bir şekilde kanıtladı. Önde gelen sanayi ülkeleri ve yeni sanayileşen ülkelerden oluşan G20, koordine bir şekilde hareket ederek para ve finans politikaları tedbirleriyle finans krizinin olumsuz etkilerini yumuşatabildi ya da tamamen engelledi. Bu dönemde G20 Grubu, temel yetkinlik alanı olan küresel gelişme ve uluslararası düzeyde bir finansal istikrara odaklanma konusunda başarısını ortaya koyabildi.

Öte yandan bu vurgu bugün için oldukça sınırlı bir kalıyor. Pek çok insan, uluslararası ticareti ve küresel finans piyasalarını sürdürülebilir değil, haksız ve istikrarsız buluyor. Toplum tarafından yeniden daha güçlü bir şekilde desteklenmek ve meşruiyetlerini güçlendirmek için G20 Grubunun, kimlik algısını genişletmesi gerekiyor.

Live-Stream Think20 Summit Global Solutions

Günümüzde üzerine gidilmesi gereken önemli problemler, sadece ekonomik problemler değil. Her ne kadar G20 benimsediği büyüme kavramını genişletmiş ve artık sürdürülebilir, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir büyümeyi hedefliyor olsa da (“sustainable and inclusive growth”), dijitalleşme, tarım ya da gelişimde işbirliği gibi konularda bakanl toplantıları düzenleniyor ve çalışma grupları oluşturuluyor olsa da, vurgu, hemen hemen sadece ekonomik bir mahiyette kalmaya devam ediyor.

G20 Grubunun, insanların sosyal problemlerini daha güçlü bir şekilde göz önünde bulundurması gerekir. Bu noktada Grup, dünya topluluğuna değerli bir katkı sağlayabilir, toplumun ve dünya ticaretinin büyük bir kısmını biraraya getiren, merkezi olmayan uluslararası bir diyalog forumu olarak tüm gücünü sergileyebilir. Zira ABD’de, Avrupa’da ya da Türkiye’de yeni sağ kesimin yükselişe geçmiş olmasına yardımcı olmuş olan sosyal problemlerin nedenleri, küresel nitelikte.

Küreselleşmenin sağladığı kazançlardan faydalanamayan insanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu insanlar, ekonomik ve sosyal başarılarını yükseltmek bir yana, kendi başlarına kontrol bile edemiyor. Uluslararası ticaretin getirdiği karın daha adil bir şekilde dağıtılıyor olması gerekir. Düşük ücret sektöründeki sayısız iş, robotlara kaptırıldı bile. Emek piyasasının, daha karmaşık eylemlerin söz konusu olduğu kısmı da dijitalleşmeyle radikal bir şekilde değişecek. İnsanları, yapay zekanın oluşturduğu rekabete karşı koyabilecekleri bir konuma getirmek, gelecekteki gelir imkanları için merkezi bir role sahip olacak. Kontrol altına alınamayan bir iklim değişikliği, felaket toplumsal etkilere neden olacak ve tüm dünyadaki ekonomik ve politik istikrarı tehdit edecektir.

Bu nedenle de G20 Grubu, iklim koruma konusunu mutlaka sahiplenmeli. İnsanların, sadece ekonomik ihtiyaçlarına değil, sosyal ihtiyaçlarına da bir cevap bulmalı. İnsanların, kaderlerini kendi başlarına belirleyebilecek ve yaşam şartlarını etkin bir şekilde şekillendirecek güç ve yetkiye sahip hale getirilmeleri gerekiyor. Bu da, eğitime ve politik alanda yönetime katılmanın yeni şekillerine daha iyi bir erişim sayesinde mümkün.

Böyle bir talebe sahip olacak bir G20, dünya topluluğunun en önemli diyalog forumu olmaya devam edecek ve barışçıl ve ümit verici bir geleceğin temelini hazırlayabilecektir.

ABD’li ekonomi bilimcisi Dennis J. Snower, Kiel’de bulunan Dünya Ekonomisi Enstitüsünün başkanı ve Think20’nin (T20) eş bakanı. Think tank’lerden oluşan, resmi olarak görevlendirilmiş grup, G20 süreçleri bağlamında öneriler sunuyor. 29 ve 30 Mayıs’ta Berlin’de “Küresel Çözümler”T20 Zirvesi gerçekleştirildi.

www.t20germany.org

www.g20-insights.org