Barış 
için uğraş

Birleşmiş Milletler’de sorumluluk üstlenmek Alman dış politikasının temel unsurlarından birini oluşturuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) 2015’de kuruluşunun 70. yılını kutladı. Üye devletler, 1945’de imzalanan BM Antlaşması’nın giriş kısmında dünya barışını ve uluslararası güvenliği korumadaki kararlılıklarının yanı sıra tüm halkların ekonomik ve sosyal bakımdan ilerlemesini kolaylaştırma konusundaki kararlılıklarını da ifade etmişti. Bu doğrultuda, uluslararası hukukun güçlendirilmesi ve insani yardım sağlanmasının yanı sıra sürdürülebilir kalkınmanın güvence altına alınması ve insan haklarının korunması da bu küresel örgütün görev alanları arasında yer alıyor. Artan güçlükler, BM üzerindeki baskıyı artırmakta, örgütün çeşitli eleştirilere maruz kalmasına yol açıyor. BM’ye getirilen güncel eleştirilerden biri, örgütün işleyişinin ağır olduğu ve sonuç almada zayıf kaldığı şeklinde. Öte yandan BM’nin sahip olduğu küresel erişim, konu çeşitliliği ve meşruiyet, hiçbir uluslararası örgütte BM’de olduğu boyutlarda söz konusu değil. Devletler topluluğunun uyumlu bir şekilde var olabilmesi için gerekli olan temel ilke ve evrensel değerler BM Antlaşması’nda güvence altına alınmış olup BM üyesi 193 ülke, uluslararası hukuk gereğince söz konusu ilke ve değerleri gözetme yükümlülüğünü kabul etmiştir.

Federal Almanya Cumhuriyeti ve Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin (DAC), BM’ye katılımı 1973’de gerçekleşti. Federal Almanya, uzun yıllar boyunca BM bünyesinde önemli politik bir rol üstlenmedi. Fakat iki Almanya’nın 1990’daki birleşmesinin ardından Almanya, uluslararası alanda daha büyük sorumluluklar üstlenme isteğini açık bir şekilde ifade etti. Kısa bir süre sonra Almanya’nın, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olma niyeti ilk defa dile getirildi. Bu gelişmeden bu yana Almanya’nın BM faaliyetlerinde üstlendiği sorumluluklar, Alman dış politikasının temel unsurlarından birini oluşturuyor.

Üye ülkelerin düzenli BM bütçesine ödediği aidatlar açısından, yıllık 190 milyon ABD Doları ile Almanya bugün, ABD ve Japonya’nın ardından en yüksek aidat ödeyen ülke. Aidatların yanısıra barış misyonları için yapılan ödemeler ve BM sistemine dahil olan diğer kuruluşların yararına gerçekleştirilen zorunlu ya da ihtiyari ödemeler de söz konusu. Almanya’nın BM politikasındaki konumlanışını belirleyen tek etken, Almanya’nın BM’nin tüm eylem alanlarında etkin olmaya çalışması değil. Federal Hükümet, aynı zamanda BM’nin kurumsal yapısının sürekli olarak geliştirilmesi için de çaba sarf ediyor.

Almanya’nın barışın güvence altına alınmasına sağladığı bir diğer önemli katkı da, münferit misyonlara sunduğu personel ve lojistik destek. 2015 yılı başında uluslararası görevlerde görev alan yaklaşık 5.000 Alman Silahlı Kuvvetleri mensubu ve 300’ün üzerinde Alman polisi bulunuyordu. Söz konusu görevlerin ağırlık noktasını, Afganistan’da, Balkan ülkelerinde ve Afrika’nın Boynuzu ülkelerinde gerçekleştirilen BM Güvenlik Konseyi kararlarına dayanan NATO ve AB operasyonları oluşturuyor. Bu operasyonlara son olarak silahlı kuvvetlerin Suriye’de katılacağı, BM kararlarına dolaylı olarak dayanan operasyonlar eklendi. Hükümetin, örneğin Lübnan ya da Sudan’da görev yapan BM Barış Gücü için gönderdiği asker sayısı ise nispeten daha az. Öte yandan Federal Hükümet, barış operasyonlarına katılacak personelin eğitiminin iyileştirilmesi görevini de üstlenmiş bulunuyor.

Barış ve güvenliğin korunması kurumsal açıdan öncelikle Güvenlik Konseyi’nin sorumluluğu altında. 2011-2012 yıllarında Almanya 5. kez olmak üzere geçici üye olarak Konsey’de yer aldı. Almanya’nın Konsey’de geçici üye olarak yer almadığı dönemlerde de, Konsey’in gündemine yansıyan zorlu görevlerin birçoğu, Alman Dışişleri Bakanlığı’nı ilgilendiren, Bakanlığın üzerinde çalıştığı meseleler. Örneğin Almanya, İran’ın nükleer programı üzerine İran’la yürütülen müzakerelerde temel müzakerecilerden biri. Alman hükümetinin BM politikasının uzun vadeli amaçlarından biri de, Güvenlik Konseyi’nin yeniden düzenlenmesini sağlamak ve Konsey’de daimi üye olarak yer almak. Hükümet bu amacını, Brezilya, Hindistan ve Japonya’yla sıkı bir işbirliği içerisinde güdüyor. Buradaki genel amaç, Konsey’in üye ülke kapsamını genişleterek Konsey’in temsil gücünü yükseltmek.

Sürdürülebilir kalkınma konusunda ise dikkatler, 2015 Eylülünde kabul edilmiş olan, küresel bir sürdürülebilir kalkınma için 17 hedefin yer aldığı “2030 Gündemi”nde. Belgenin hazırlanma aşamasında gerçekleştirilen çalışmalara Almanya yoğun bir şekilde katıldı. Alman BM politikasını belirleyen bir başka konu da insan haklarının korunması. Almanya 2013-2015 arasında, daha önce de pek çok kez yer aldığı BM İnsan Hakları Konseyi’nde üye ülke olarak yer aldı. Konsey, 2006’da İnsan Hakları Komisyonu’nun yerini almak üzere kurulmuştu. İçerik açısından yaklaşıldığında Alman insan hakları politikasının konu yelpazesi, kalkınma politikasının konu yelpazesi kadar geniş. İki alan birbiriyle aslında son derece bağlantılı. Almanya, örneğin temiz içme suyu ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı konusunda İspanya’yla işbirliği içerisinde çeşitli girişimlerde bulunuyor. Diğer eylem alanları arasında, silahlı çatışma bölgelerindeki çocukların korunması, idam cezasının kaldırılması, işkenceyle mücadele ve engelleri insanların desteklenmesi sayılabilir. Almanya’nın Brezilya ile birlikte yürüttüğü güncel bir proje, dijital çağda özel hayatın gizliliği hakkının korunması üzerine. Almanya ve Brezilya’nın girişimleri sonucunda BM, 2013’ten beri özel verilerin kitlesel bir şekilde gizlice izlenmesi meselesiyle daha yakından ilgileniyor.

Ara sıra gözden kaçırılan bir nokta ise Almanya’nın aynı zamanda BM sistemine ev sahipliği de yapıyor olması; 28 ofisiyle BM, çeşitli Alman kentlerinde temsil ediliyor. Merkez, 2006’da açılmış olan Bonn’daki BM Kampüsü. Burası, öncelikle sürdürülebilir kalkınma alanında önemli bir mahal haline geldi (bkz. 81. sayfa). Bonn BM Kampüsü’nde şu an 19 kuruluş bulunuyor. BM kuruluşlarının yerleşik olduğu diğer Alman kentleri ise Berlin, Dresden, Frankfurt/Main, Hamburg ve Nürnberg. Almanya’yı uluslararası kurumlar ve STK’lar için gelecekte daha çekici bir hale getirmek, Federal Hükümet’in hedefleri arasında bulunuyor.

BM kuruluşları her gün çok değerli çalışmalar gerçekleştiriyor. Öte yandan mühim bir takım politik konuların kapsamlı bir şekilde ele alınmasında devletlerin günbegün, G8 ya da G20 gibi enformel mahiyetteki gruplar bağlamında, alternatif bir takım işbirliği mekanizmalarına başvurduğu gözlemleniyor. Bu tür forumlarda BM çatısı altında çözümlenmesinin açık bir şekilde mümkün olmadığı sorunlar ele alınıyor. Söz konusu girişimler, küresel yönetişimi mümkün kılmada kısmen daha etkin bir yol sunuyor olabilir. Fakat uluslararası güç kullanımının meşruiyeti söz konusu olduğunda, eskiden olduğu gibi bugün de BM’nin ama özellikle de BM Güvenlik Konseyi’nin bir alternatifi bulunmuyor. Tam da bu nedenle, Almanya’nın söz konusu yapıların gelişimi için yaptığı yatırımlar son derece önemli.

Dr. Christian Schaller, Uluslararası Alman Politika ve Güvenlik Enstitüsü Bilim ve Politika Vakfı’ndaki (SWP) “Küresel Meseleler” araştırma grubunun başkan yardımcısıdır.