Birleşmiş Milletler bünyesinde Almanya

Almanya 2019/2020 döneminde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için başvuruyor.

dpa/Michael Kappeler - United Nations

Willy Brandt’ın 1973 yılında ilk Alman başbakanı olarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği konuşma Almanya için büyük bir andı: Federal Almanya Cumhuriyeti – ve eşzamanlı olarak Demokratik Almanya Cumhuriyeti – İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkıma ve Almanya’nın sergilediği saldırgan girişimlere karşı kurulmuş olan bu milletler topluluğuna katıldı. BM’ye kabul edilmek, yeniden uluslararası toplumun bir parçası haline gelmenin en önemli işaretiydi. Brandt duygu yüklü konuşmasında şunları dile getirmişti: “Giderek herkesin daha çok birbirine ihtiyaç duyduğu ve birbirine bağımlı hale geldiği bir dünyada kimse kendini barış politikasının dışında tutamaz.”

Üstünden 40 yılı aşkın bir süre geçmişken bu sözler günümüzde de güncelliğinden herhangi bir şey yitirmemiş durumda. Ayrıca Birleşmiş Milletlerin neden Alman dış politikasının temel unsurlarından biri olduğun da çok net bir şekilde ortaya koyuyorlar: Çünkü bu kurum – kimi eleştirilere rağmen – yokluğu halinde uluslararası toplumun doğrudan ulus devletlerin hakimiyetindeki 19. Yüzyıla döneceği bir uluslararası düzen yapısı sunuyor. Almanya da, BM’in parçası olduğundan bu yana savaş ve barışa ilişkin meselelerde bu düzen yapısını temel alarak onu takip ediyor. 

İnan Hakları için uğraş verme

Tüm dünyada insan hakları için çalışmak Almanya’nın Birleşmiş Milletler bünyesindeki çabalarının en önemli parçalarından ve Alman dış politikasına yön veren temel öğelerden biri. Bu alanda kadın ve çocuk hakları ve insanların temiz içme suyu ve sıhhi koşullarda yaşama hakkının desteklenmesine özel bir önem veriliyor. Almanya ayrıca kalkınmaya yönelik yardımlarda bulunan en büyük ülkelerden biri. Bunun temelinde barış ve güvenliğin yalnızca kalkınma aracılığıyla kalıcı şekilde sağlanabileceği inancı yatıyor.

Almanya bu anlayış doğrultusunda Birleşmiş Milletlere hem ekonomik hem de siyasi açıdan çok önemli katkılarda bulunuyor. Almanya’nın ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’nın oluşturduğu beş daimi üyesi olan ve bu üyelerin sahip oldukları veto hakkının 21. Yüzyılın güç dengelerini yansıtmadığı düşüncesiyle, BM Güvenlik Konseyi’nde bir reform gerçekleştirilmesine yönelik uzun yıllardır sürdürdüğü çabalar da bu doğrultudaki bir diğer gösterge. Fakat gerçekleştirilmesi oldukça güç olan reformun şu ana kadar uluslararası toplumda gerekli uzlaşmanın oluşturulamaması dolayısıyla Almanya belli aralıklarla bu önemli konseyin geçici üyeliği için başvuruda bulunuyor: Almanya 2019/2020 döneminde konseyin iki yıllık geçici üyeliği için altıncı kez başvuruda bulunuyor. Güvenlik Konseyi beş kalıcı üyesinin yanısıra on geçici üyeden oluşuyor. Bu geçici üyelerin üçü Afrika’dan, ikişer üyesi Asya, Latin Amerika ve Batı Avrupa’dan ya da diğer batılı ülkelerden, bir üyesi de Doğu Avrupa’dan seçiliyor.

Barış misyonlarında aktif

Almanya, Birleşmiş Milletler bünyesinde uzun soluklu bir tutum sergiliyor. ABD, Japonya ve Çin’in ardından BM’nin dördüncü en büyük finansörü olan Almanya hem BM bütçesine hem de barış misyonlarına yaptığı finansal katkıyla bu sırayı koruyor. Federal Yönetim 2016/2017 bütçesinde bu kalemlerin her birine 1,3 milyar Doları aşkın mali destek sağlıyor. Almanya ayrıca uzun yıllardır barış misyonlarında aktif görev alıyor. Bugün 500’ü aşkın kadın ve erkek Alman askeri ve 30’dan fazla polis BM’nin mavi bayrağı altında görev yapıyor. Ayrıca bunlara BM tarafından hayata geçirilen NATO ve benzeri barış misyonlara katılan 3.000’i aşkın Alman güvenlik gücü de ekleniyor.

Dünya giderek daha çok krizle mücadele etmek zorunda kaldığı için yardıma muhtaç insan sayısı da her geçen gün artıyor. İnsanlar sıklıkla çatışmalar dolayısıyla ve yerlerinden edildikleri için ya da salgın hastalıklar ya da doğal felaketler dolayısıyla mülteci konumuna düşüyor. Almanya yalnızca 2016’da insani yardımlar için yaklaşık 1,2 milyar dolar harcadı ve bu özelliğiyle dünyanın en büyük üçüncü yardım ülkesi konumunda. Bunlara Almanya’nın tüm dünyada yenilenebilir enerjilerden aşı kampanyalarına, eğitimden orman korumaya, kalkınma alanındaki proje ve programlara sağladığı 17,8 milyar Avroluk destek de ekleniyor. Aynı zamanda Birleşmiş Milletlerin Almanya’da önemli mevcudiyeti var. Özellikle de merkezi burada bulunan toplam 28 BM kuruluşundan 19’unun yerleşkesine ev sahipliği yapan Bonn’daki BM Kampüsü’nde.

“Barış – Sosyal Adalet – Yenilikçilik – Ortaklık”

Almanya’yı uluslararası toplumda güvenilir bir partner kılan en önemli özellikse multileteralizmin (uluslararasında çoğulcu ilişkiler) en sadık ve inançlı sözcülerinden biri olması. Almanya’nın dış politikası uluslararası komiteler, müzakereler ve sözleşmelerin oluşturduğu geniş kapsamlı ağ üzerinde yükseliyor: Orta Doğu’daki çatışmalarda olsun, “BM 2030 Hedefleri”nin desteklenmesinde veya uluslararası düzlemde iklimin korumasının lokomotifi rolünde olsun. Bu sebeple Federal Yönetim, Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine adaylığını koyarken “Barış – Adalet – Yenilikçilik – Ortaklık“ sloganını seçti: Bu slogan Almanya’nın 21. Yüzyıldaki BM politikasını en iyi şekilde özetliyor.

© www.deutschland.de