Karel de Gucht, ab ticaret komiseri - DE’ye özel söyleşisi

AB Ticaret Komiseri’nin, AB ve ABD arasındaki serbest ticaret anlaşması planları hakkında açıklamaları.

picture-alliance/dpa

SAYIN DE GUCHT, ABD’yle bir serbest ticaret anlaşması bugünün gündemi. Bunu böylesine çekici kılan şey ne?
Dünya çapındaki üretimin yarısı ve dünya çapındaki ticaretin üçte biri AB ile ABD’nin bölgesinde gerçekleşiyor. Her gün iki milyar değerlinde mal ve hizmet gerçekleşiyor. Transatlantik bir serbest ticaret anlaşması büyük bir yenilik olur. Böyle bir anlaşma, bize bundan sonraki on yılımızın ekonomik ilişki­lerine yön verme olanağı verir. Ayrıca ekonomik altüst oluşlar döneminde yurt içi gayri safi hasılada % 0,5’luk bir büyüme bile çekicilikten çok daha fazlası!

Müzakereler ne zaman başlıyor?
Müzakereleri Haziran sonuna kadar başlatabilmeyi umuyoruz. O zaman ABD toplu bir paket çıkarmayı tercih edecektir. Biz de konularda ilerleme sağlamak ve hızla sonuca bağlamak istiyoruz, ama sonuçta önemli olan, her şeyi yerli yerine oturtabilmek, içerikler hızdan önce gelir.

Transatlantik ekonomik ilişkiler halihazırda dünya ekonomisinin yarısını oluşturuyor. Gümrük vergileri halihazırda da düşük. Serbest ticaret anlaşmasıyla ne gibi yeni ilerlemeler bekliyorsunuz?
Birleşik Devletler’le AB arasında gümrük vergilerinin şimdi de düşük olduğu doğru, ithal mallarda bu oran yaklaşık % 4. Ama bizim ticaret hacmimiz öylesine büyük ki, gümrükler bu kadar düşük de olsa tamamen ortadan kaldırılması durumunda şirketlerimiz için milyonlarca Avro tasarrufa karşılık gelecektir, transatlantik ticaretin önemli bir kısmında işlemlerin aynı şirket bünyesinde iki yönlü gerçekleştiği düşünüldüğünde bu konu daha da önem kazanıyor. Sözgelimi otomobil parçaları sadece bir kez Atlantik’i aşmıyor, önce ilgili parçanın bir bileşeni olarak sonra da mamul madde olarak aynı yolu kat ediyor, böylece de gümrük maliyetleri ikiye katlanıyor. Ama bizi gümrük vergilerinden çok daha fazlası ilgilendiriyor. Müzakerelerde öncelikle üzerinde yoğunlaşmamız gereken şey, gümrük sınırlarının arkasında yatan engeller, sözgelimi teknik kurallar, standartlar ve izin koşulları. İyi bir örnek olarak, otomobiller için ABD ve AB’de geçerli olan ayrı ayrı kurallar olduğu verilebilir: İkisi de aynı şeyi hedefliyor, ama çok farklı özellikteler. Standartlarımızı eşitleyebilirsek veya ‘karşılıklı kabul edersek’, şirketlerimiz gereksiz çifte masraflardan kurtulurlar. Şu an, teknik kurallar ve izin koşulları, her ürün için gümrük vergisine ek olarak tahminen % 10 – % 20 arasında bir masrafa karşılık geliyor.


Avrupa Birliği bu serbest ticaret anlaşmasının bir ekonomik blok yaratacağını, bunun da ticarette küresel standartlar getirme yolunda ciddi etkiler yapabileceğini düşünüyor. Kafanızda nasıl bir şey var?
AB ve ABD’nin ekonomisi bir arada düşünüldüğünde dünya çapında üretimin yaklaşık yarısını oluşturuyor. Böyle bir anlaşma bize, gelecekte iki bölge olarak ekonomilerimizin çerçevesini şekillendirebilecek ortak kurallar ve standartlar geliştirme olanağını sunuyor. Bugün AB’de ve ABD’de sahip olduğumuz temeller üzerinde gelişebilecek dünya çapındaki ortak standartlar, şu anda farklı koşulları yerine getirmek durumunda kalan şirketlerin yapmak zorunda kaldığı bir yığın masraflardan tasarruf edilmesi anlamına geliyor. Bu çalışmalarımızda dünya çapındaki standartların çıtasını yükseltmeyi de hedefleyebiliriz.

Dünya ticaretini liberalleştirmeyi amaçlayan Doha Turu ilk aşama başarısızlıkla sonuçlandı. Orta vadede dünya ticaretinin gelişimini nasıl görüyorsunuz?
İki yıl önce DTÖ üyelerinin açıkça gördüğü gibi, Doha Turu’nun tüm noktalarını tek bir paket içinde çıkarmak mümkün olmayacak. DTÖ bakanları, Doha Kalkınma Gündemi’nin hedeflediği nihai anlaşmayı gözden uzak tutmadan, tek tek alanlarda müzakereler için yeşil ışık yaktı; üyeler bu yılın Aralık ayında dokuzuncu Dünya Ticareti Bakanlar Konferansı’nda bu başlıklarda konsensüse varabilir, örneğin gümrük alanında bürokrasinin azaltılması başlığı altında, “ticarette kolaylaştırmalar” denen başlık altında veya tarım ve kalkınmayla ilgili bazı noktalarda. Bu nedenle bu yılın sonunda gerçekleşecek olan DTÖ Bakanlar Konferansı’nda, ticarette kolaylaştırmalar konusunda bir anlaşma üzerinde mutabakat sağlayabileceğimizi umuyoruz. Bundan sağlanacak ekonomik yararlar çok büyük olacaktır, özellikle de kalkınmakta olan ülkeler için.

AB, Doha Turu’nun başarısız olmasından beri ikili serbest ticaret anlaşmalarına yöneldi. Şu ana kadar hangi ülkelerle anlaşmalar yapıldı? Bunun dışında, takvimdeki diğer ülkeler hangileri?
AB farklı partnerlerle serbest ticaret anlaşmaları için müzakereler içinde oldu ve bu tür müzakereler devam ediyor; ama bunları çok yönlü ilişkilerle çelişki içinde değil bunların tamamlayıcısı olarak görüyor. Kısa süre önce Güney Kore, Singapur, Kolombiya, Peru ve Orta Amerika’yla serbest ticaret anlaşmaları imzaladık ve Kanada’yla müzakerelerde iyi yol alıyoruz. Başkalarıyla da görüşmeler halindeyiz, örneğin Hindistan ve Mercosur’la (Güney Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nın katılımcısı ülkelerle), yakında Japonya’yla da müzakerelere başlayacağız.

Son olarak da kişisel bir soru. Sizin görev süreniz 2014 Ekim sonuna kadar. O zamana kadar serbest ticaret anlaşmasının tamamlanması amaçlanıyor. Önümüzdeki iki yıl kişisel olarak sizin açınızdan nasıl gelişecek?
İlk olarak şunu söylemek isterim, müzakereler kolay geçmeyecek. İki taraf olarak da böyle bir anlaşmayı gerçekleştirmek için çaba ortaya koymalıyız. Evet, bu çalışmayı iki yıl sonra tamamlamış olmak ideal olur; ama öncelikli olan, acele sonuç değil, çıtası yüksek hedeflere ulaşmak. Avrupa Birliği’nin dengeli olmayan veya bizim beklentilerimize uygun düşmeyen bir anlaşmaya girmesini istemem. AB ve ABD dünya ticareti topluluğunun geri kalanı için de sorumluluk taşıyor. Birlikte, bizim korumacılık taraftarı olmadığımızı, pazarların dışa açılmasının krizi aşmadaki en iyi yol olduğunu gösterebiliriz. Standartların çıtasını yüksek tutabileceğimizi ve ekonomik faaliyetin başarısını gözettiğimizi gösterebiliriz. Zira biz, sıklıkla iddia edildiği gibi “eski kıtalar” değiliz, ticarette çağdaş lider güçleriyiz. Bu nedenle de şimdi çalışmalara başlıyoruz ve benim geri kalan iki yıllık görev süremde, dünyanın en büyüğü olacak bir serbest ticaret bölgesinin yolunu açmak için en iyisini yapmaya çalışacağım.

Soruları Martin Orth sordu

KAREL DE GUCHT, AB TİCARET KOMİSERİ. Belçikalı Karel De Gucht (1954 doğumlu) 2010 yılından beri AB Ticaret Komiseri olarak Brüksel’de görev yapıyor. 13 Şubat 2013’te ABD Ticaret Yetkilisi Ron Kirk’le görüşerek, serbest ticaret anlaşmasına yönelik müzakereleri başlatmayı kararlaştırdılar.