Demokrasi 
ve güvenlik 
için göreve

Tausende freiwillige Wahlbeobachter fördern weltweit die Demokratie.

2014 yılının mayıs ayında tüm gözler Ukrayna’da gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine çevrilmişti. Ülkenin içinde bulunduğu gergin politik ortam düşünüldüğünde, seçimlerin, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından demokratik standartlara uygun olarak gerçekleştiği açıklaması, büyük önem teşkil etmişti. AGİT’in açıklamasına göre seçimdeki katılım oranı yüksekti, uluslararası alandaki yükümlülüklere uygun, 
temel özgürlüklere saygılı, gerçek bir seçim gerçekleştirmek için büyük bir kararlılık gösterilmiş, 
Kırım, Donetsk ve Luhansk bölgeleri hariç olmak üzere genelde bu, başarılmıştı da.

Öte yandan, bölge düzeyindeki seçim komisyonlarının oluşturulması, bu komisyonların tarafsızlığı ve eğitimi gibi, AGİT’in de eleştirdiği, iyileştirme önerileri getirdiği bir takım konular olmuştu. Yine de raporda komisyonların genelde süreci kontrol 
altında tuttuğu belirtilmişti.

Bu ifadeler, seçim gözlem heyeti başkanı Tana de Zulueta’nın yazmış olduğu raporda yer alıyor. Peki, zamanında İtalyan Senatosu’nda da yer almış olan politikacı, bu sonuca nasıl varabildi? Raporda yer verilen sonuç, binin üzerinde kişiden oluşan bir ekibin toplamış olduğu izlenimlerin derlenmesi 
sonucunda ortaya çıktı. AGİT üyesi 46 ülkeden gelen 24 uzman, 100 uzun dönemli gözlemci ve seçim günü ekibe eklenen 1025 kısa dönemli gözlemci, her şeyin düzgün bir şekilde işleyip işlemediğini gözlemledi.

AGİT ve Avrupa Birliği heyetleri için Almanya da gözlemci sağlıyor. Gözlemciler, yerleşmiş bir yöntem, yılların getirdiği tecrübe ve sahip oldukları kurumsal bağımsızlıktan faydalanabiliyor. Bu özellikleri gözlemcileri (ve vardıkları sonuçları), örneğin Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki sağ görüşlü partilere mensup politikacıların görüşlerinden ayırıyor; Rusya’nın 2014’de yarımadada düzenlemiş olduğu, Kırım’ın Rusya’ya bağlanıp bağlanmaması referandumunu sağ görüşlü partiler, sakıncasız olarak tanımlamaya çalışmışlardı.

Heyet başkanlıklarını genelde, halen aktif olan ya da eskiden görev yapmış politikacılar üstleniyor. AB, bu tür heyet başkanlıkları için genelde Avrupa Parlamentosu parlamento üyelerini görevlendirmeye önem veriyor. Örneğin 2012’de Libya’ya gönderilen heyetin başkanlığını, bugün Avrupa Parlamentosu başkan yardımcısı olan Alman politikacı Alexander Graf Lambsdorff üstlenmişti. Heyet başkanlarının çalışmalarını, çekirdek bir ekip, hukuk ve idare, lojistik ve kamu ilişkileri alanlarındaki sayıları çok da yüksek olmayan uzmanlar destekliyor. Bu heyetlerde yer alan uzun dönemli gözlemcilerle sayıca yüksek kısa dönemli gözlemciler ise gönüllülerden oluşuyor. Gerektiğinde gönüllü çalışanlara da bir masraf ödeneği sağlanabiliyor.

Uzun dönemli gözlemciler tehlikeli bir ülkede altı haftadan fazla görev yapmaları durumunda ona 
uygun bir ödeme yapılıyor. Fakat bunun için gözlemcinin sürekli başvuruda bulunması gerekiyor, ayrıca, bir yıl içerisinde en fazla iki defa görevlendirme söz konusu. Heyete kabul edilmeleri durumunda, uzun dönemli gözlemcilerin kısa bir sürede yolculuk için hazır hale gelmeleri ve gerektiğinde Gine-Bissau ya da Nepal gibi uzak bölgelere gönderilmeye de hazır olmaları gerekiyor. Tropik iklimler için aşılarının tam olması da aranan bir koşul.

Peki böyle bir görevi gönüllü olarak üstlenen bu insanlar kim? Büyük bir çoğunluğu, genelde siyaset bilim ve hukuk alanlarındaki akademisyenlerden oluşuyor. Ama aralarında gezginler ve idealistler 
de yer alıyor. Kimisi için bu görevler, emeklilik maaşlarına bir ek gelir imkanı, kimisi için de röportaj fotoğrafçılığının önemli ayaklarından biri. Bazıları için ise uzak yerlere gitmek, ilginç insanlarla tanışmak için bir imkan.

Wolfgang von Schmettau, tecrübeli gönüllülerden. 70 yaşındaki Schmettau, bu işi keşfettiğinden bu yana 25 seçimde gözlemci olarak yer almış. 2004’te Kazakistan’daki ilk görevinin ardından Alman gözlemci, kendini Afganistan, Doğu Timor, Makedonya, Ekvator ve çeşitli Afrika ülkelerinde bulmuş. Ukrayna’da altı kez bulunan gözlemci, 2014 seçimlerindeki heyette de yer almış. Schmettau 2014’de, ülkenin batısında bulunan ve savaşın etkisinin hissedilmediği Galiçya bölgesinde görevlendirilmiş. Bölgedeki çalışmalarına ilişkin gözlemci şöyle diyor: “Orada tartışmalı konular söz konusu değildi. Çalışmalarımızı oldukça olağan bir şekilde yürütebildik.” Heyet başkanlığına vermiş olduğu raporda sadece ufak tefek sorunlar yer almış; örneğin sandıklardan birinde sandık çalışanları yasayı iyi bilmediğinden geçersiz ve çekimser oylar aynı kefeye koyulmuş. Gözlemcilerin yaptığı bu tür gözlemlere, seçimlere dair yazılan genel rapor ve tavsiyelerde yer veriliyor.

Schmettau’nun 2000’lerin başında gözlemci olmak üzere başvurduğu Dışişleri Bakanlığı, kendisinden, o zamanlar yeni kurulmuş olan “Uluslararası Barış Görevleri Merkezi” (ZIF) tarafından düzenlenen 
2 haftalık bir kursa katılımını istemiş. Kurs prog­ramında, kriz bölgelerinde politika, istikrarın 
ye­niden sağlanması, kültürlerarası edinç, stresle 
başa çıkma becerisi, stres yönetimi gibi konular 
yer alıyor. Bugün, Schmettau bizzat söz konusu Merkez’de, kuruma gelen soruları cevaplıyor. Merkez’den bazı AB’li partnerler de eğitim amaçlı faydalanıyor. 2002 ve 2014 yılları arasında Merkez, AGİT ve AB heyetlerinde yer alacak yaklaşık 3.800 seçim gözlemcisine eğitim verdi.

Gözlemciler görev aldıkları bölgelerde iki kişiden oluşan takımlar halinde çalışıyor: takımlar, farklı ülkelerden gelen bir kadın ve erkek gözlemciden oluşuyor. Yola çıktıkları an itibariyle gözlemcilerin kendi başlarının çaresine bakması gerekiyor. Bu, her zaman için kolay bir süreç olmuyor elbette. 
Zira takımı oluşturan kişiler arasında uyuşmazlık söz konusu olsa bile, birlikte çalışmak zorundalar. Heyet başkanlığına haftalık rapor gönderilmesi 
gerekiyor. Takımlara ayrıca şoförlü bir araç ve gerekirse bir mihmandar da veriliyor. Kısa dönemli 
gözlemciler, doğrudan seçim günündeki oy verme süreçlerini ve oy sayımını gözlemlemekle görevlendiriliyor. Bir gözlem heyetinin görevi yaklaşık 
10 gün sürüyor: gözlemin yapılacağı ülkeye varış, ülke ve seçim yasaları üzerine başkentte gerçekleştirilen bir bilgilendirme toplantısı ve “saha”ya yolculuk. Sahada kendini kanıtlayan gözlemciler, daha sonra birkaç haftalık görevler için seçilebiliyor.

Wolfgang von Schmettau daha çok uzun süreli 
görevlerde yer almaya çalışıyor. Schmettau gibi 
gönüllü seçim gözlemcilerinin en temel görevi, görev aldıkları yerde (ki bu yerler genelde taşrada yer alan kentler oluyor) mümkün olduğunca çok kişiyle görüşmek: piskoposlar, imamlar, dernek ve kadın toplulukları üyeleri, adaylar, yerel seçim idaresindeki görevliler... Partileri ve seçim etkinliklerini gözlemliyorlar, seçim havasını, politik güç alanlarını algılamaya çalışıyorlar. Demagoji söz konusu mu? Seçmenler sindiriliyor mu? Radyoda seçime dair barışçıl anonslar yapılıyor mu? Seçmen kaydı nasıl gerçekleştiriliyor gibi soruların cevaplarını arıyorlar.

Bir iki haftadır görev yerinde gözlemlerde bulunmuş olanlar, kısa dönemli gözlemcileri ilgili bölgeye dair bilgilendiriyor ve onları bölgelerine dağıtıyor. Bu tür bilgilendirmelerde örneğin rakiplerine karşı özellikle düşmanca tavır sergileyen adaylar 
ya da feodal bir yaklaşımla vatandaşları, kime oy vermeleri gerektiğine dair etkilemeye çalıştıkları bilinen, servet, toprak ya da fabrika sahibi varsıl kimselerin varlığı konusunda edinilmiş gözlemler aktarılıyor. Kimi zaman oyların satın alınması gibi bir mevzu da olabiliyor. Bu durumlarda gözlemciler, genelde zarar gören kesimde yer aldığını iddia eden muhbirlere bel bağlamak durumunda kalıyor. Bu konuda gözlemciler, katıldıkları bilgilendirme toplantılarında özellikle uyarılıyor: aktarılan bil­gilere karşı ihtiyatlı davranmaları, dedikodu ve 
iftiralara kanmamaları gerekiyor. Bu noktada tecrübenin katkısı elbette yüksek oluyor.

Gözlem sürecinin merkezinde elbette seçim günü yer alıyor. Gözlemciler mümkün olduğunca çok 
oy kullanma yerini ziyaret edebilecekleri bir rota seçiyor. Bunlardan birinde son kullanılan oyları, sandıkların kapatılmasını ve oy sayımını gözlemliyorlar. Ardından, sonuçların oy sayım merkezine götürülmesine eşlik ediyor ve protokol çıkarılana kadar burada kalıyorlar. Ukrayna’daki 2014 seçimlerinde Schmettau, ekip arkadaşıyla birlikte görev aldıkları bölgede bulunan 80 oy kullanma yerinden onunda gözlemlerde bulunmuş. Heyetin yönetici ekibindeki istatistikçiler işte bu rastgele örnekler üzerinden sonuçlara varıyor.

Schmettau şimdiye kadar sadece bir kez açık bir şekilde zulalı bir sandık örneğiyle karşılaşmış. Olay, Makedonya’da gerçekleşmiş: gözlemci, saydam oy sandığında, birden çok oy pusulasının, tek bir seferde sandığa atılmış olduğuna işaret eden sıra sıra dizili oy pusulaları görmüş. Tehlikeli bir durumla ise gözlemci sadece bir kez karşılaşmış. 2006 yılında Kongo’daki seçimlerde, seçim sonrasında kaldıkları evin üzerinden, seçimi kaybeden tarafın attığı havan mermileri uçuşmuş. Hatta evin birinci katına isabet eden mermiler de olmuş. Gözlemciler saatler boyunca evin alt katında hapis kalmış. “Yapacak bir şey yoktu biz de makarna pişirdik”. ▪