İşbirliği ve güven

Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği bugüne kadar 30’dan fazla barış koruma misyonunda işbirliği yaptı. Şimdiye kadarki gelişmelere bakış

In mehr als 30 friedenserhaltenden Operationen haben die Vereinten Nationen und die Europäische Union bisher zusammengearbeitet.
dpa

Birleşmiş Milletler‘in Ana Sözleşmesi 24. Maddede dünya barışının ve uluslararası güvenliğin korunmasında baş sorumluluğu Güvenlik Konseyine veriyor ve sonraki maddelerde başvurabileceği bir dizi enstrümanı sıralıyor. Ama öte yandan BM’nin kurucuları çeşitli siyasal düşüncelerden hareketle, sorumluluğun bölgesel bir organizasyon tarafından üstlenilmesinin de anlamlı olacağının farkındaydılar. Bu nedenle Ana Sözleşme’nin 8. Bölümü bölgesel anlaşmaları ve bölgesel kuruluşların varlığına ihtiyacı öngörmektedir. Bunun önkoşulu, bu anlaşma veya kuruluşların ve bunların etkilerinin Birleşmiş Miletler’in hedefleriyle ve temel ilkeleriyle uyumlu olmasıdır.

Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası

Başlangıçtan beri olmasa da bu bölgesel organizasyonlardan biri Avrupa Birliği (AB). Zira AB bünyesinde 1990’ların sonlarında Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası ortaya çıktıktan sonra, anlaşmazlık ve çatışmaların çözümü bağlamında faal olmasını sağlayacak şekilde siyasi irade oluşturmanın yanı sıra sivil ve askeri kabiliyetlerini adım adım ilerletti.

Bu işbirliğinin ön koşulu: AB’nin bu alanda yürüteceği herhangi bir çalışma için AB Bakanlar Konseyinin kararının yanı sıra BM ana Sözleşmesinin 7. Bölümü gereği Güvenlik Konseyinin görevlendirmesinin var olması.

AB ilk operasyonlarını 2003 yılında gerçekleştirdi (Bosna Hersek’te bir polis misyonu, kısa süre sonrasında da Makedonya’da ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde, BM tanımlaması çerçevesinde barışın korunması mahiyetindeki askeri misyonlar). O zamandan bu yana kriz yönetimi alanında AB’nin yürüttüğü 30’dan fazla operasyon AB’nin kendine özgü yaklaşımını da ortaya çıkardı; AB’nin faaliyetleri başka organizasyonlar tarafından yürütülen çalışmalardan belli açılardan farklılık gösteriyor, ama öte yandan BM tarafından yürütülen “Peacekeeping Operations” niteliğindeki çalışmaların karşılaştığı temel zorlukların birçoğuyla da karşı karşıya.

Birleşmiş Milletler’le ilişkiler

AB’nin yürüttüğü operasyonlar başından beri iki yönde gelişti: Bazı durumlarda BM’nin operasyonlarının yerini alarak aynı işlevi yerine getirme özelliği gösterdi (örneğin Bosna’da), başka durumlardaysa BM operasyonuna destek özelliği taşıdı (örneğin Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde). Son dönemlerde AB bu işbirliği modelini kendi inisiyatifiyle, ama BM’nin operasyonlarını desteklemeye dönük olarak Mali’de ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde devam ettirdi.

İçerik bakımından da iki organizasyonun faaliyetleri büyük benzerlikler içeriyor. Gerek AB gerekse BM, barış birliklerini ancak ilgili ülke yönetiminin mutabakatıyla gönderiyor ve yerel ve ulusal kurumları güçlendirme hedefiyle hareket ediyor. Yine her ikisi de operasyonlarında risklerden uzak durmaya çalışıyor ve zorlayıcı önlemlerle barış getirmeye mesafeli duruyor. Son olarak da siyasi tarafsızlığı koruma ilkesiyle hareket ediliyor. Ayrıca her iki organizasyon da anlaşmazlıkların giderilmesinde olası her tür imkanı kapsayan faaliyetler yürütüyor: Bu kapsamda çatışmalara karşı önleyici önlemler, barışı koruyucu önlemler ve çatışmaların sonlandırılmasının ardından istikrar sağlayıcı önlemler söz konusu.

Bu nedenle hem AB hem BM, en geniş çerçevede güvenliği sağlama, hukuk devletini ve yönetişimi güvence altına alma; gerektiğinde güvenlik sisteminde reformların gerçekleşmesi, insan haklarının korunması ve ülkenin yeniden inşası anlayışına dayanan bir yaklaşımla sivil ve askeri enstrümanlara başvuruyor.

İşbirliğinin kurumsallaşması

AB ve BM benzeri temel zorluklarla karşı karşıya. Pek çok durumda barış misyonları üye ülkeler nezdinde yeterince siyasi destek bulmuyor; tek tek misyonları bütünsel bir siyasi strateji içinde konumlandırmak her zaman mümkün olmuyor ve barış misyonları bazen ilgili ülkede çok zayıf onay görüyor ve misyon kapsamındaki faaliyetleri yürütmede büyük zorluklara neden olacak şekilde güvensiz bir ortamda çalışmak durumunda kalınabiliyor.

Bu nedenle iki organizasyon, yereldeki işbirliğine paralel olarak 2003 ve 2007’de yayınlanan iki deklarasyonla ilişkilerini bir ölçüde kurumsallaştırma yoluna gitti. Bu iki belge, ortak iletişim kanallarını ve işbirliği mekanizmalarını ortaya koyuyor. Sözgelimi BM-AB arasında yön verici bir komitenin (Steering Comittee) yılda iki kez toplanması kararlaştırılmış durumda ve BM’nin barış misyonlarından ve siyasi işlerden sorumlu iki ayrı departmanı Brüksel’de büro açtı. İki girişim, 2012 yılındaki eylem planı “Action Plan on CSDP support to UN peacekeeping“ ile 2015 yılındaki “UN-EU Strategic Partnership on Peacekeeping and Crisis Management“ başlıklı belge, barışı koruma önlemleri bakımından hayati önem taşıyan bir dizi işbirliği alanı tanımlıyor: Bu kapsamda hızlı müdahale kabiliyeti, bu siyasi alanda Afrika Birliği‘nin (AU) desteklenmesi, AB üyelerinin BM misyonlarına daha fazla maddi katkı yapması, hukuk devleti ve güvenlik sektöründeki reformlar alanında işbirliğinin yanı sıra lojistik konularında işbirliği ve son olarak da bilgilerin ve analizlerin paylaşılmasında iyileştirmeler sağlanması başlıkları var.

Avrupa’nın katkıları

Birleşmiş Milletler’in ana faaliyetlerine AB ülkelerinin ve bir bütün olarak AB’nin katkısı konusunda BM’nin temel bir beklentisi söz konusu, zira BM barış misyonları için gerekli askeri kabiliyetlerin oluşturulmasında tekrar tekrar zorluklar yaşandı. Birkaç defa gündeme getirilen bir öneriyle, AB’nin kendi başına bir araya getireceği askeri birlikleri hizmete sunması isteği dile getirildi, örneğin AB’nin 2007’den beri var olan Battle Groups oluşturması ve bunların eğitim ve donamını üstlenmesi. Gerçi AB üye devletleri BM barış misyonları bütçesinin yüzde 35-40’ını karşılıyorlar ve Büyük Britanya ile Fransa Güvenlik Konseyinin iki daimi üyesi olarak BM görevlerinin belirlenmesinde yönlendirici rol oynuyorlar. Ama öte yandan Avrupalılar gerekli birlik mevcudiyetlerini bir araya getirmekte çekinik davranıyor. BM tarafından yürütülen görevlerde askerlerin sadece yüzde 4-8’i Avrupa’dan geliyor. Pek çok durumda da bu katkı BM’nin operasyon kumanda merkezlerine karargah subayı gönderme biçiminde oluyor.

BM birlik mevcudiyetlerine AB üyesi devletlerin katkısı konusunda isteksizliğin artmasının bir nedeni de AB’nin bu alanda kendi profilini geliştirmesi oldu. Ancak 2013’ten itibaren, Kuzey Afrika ülkesi Mali’de gündeme gelen ve hükümetle isyancılar arasında anlaşmazlığın çözümü yoluyla ülkenin istikrarını amaçlayan MINUSMA misyonuyla birlikte Avrupa devletleriyle BM barış misyonları arasında asli ilişkiye dönülmeye başlandı. Hollanda, İsveç, Büyük Britanya, İtalya, İrlanda ve başka partnerlerin yanı sıra 2013 Haziranından sonra Alman Silahlı Kuvvetleri de bu çok yönlü misyonlarda yer almaya başladı. 2017 Martından beri Almanya‘nın dört savaş helikopteri ve dört nakliye helikopteri bu göreve dahil edildi. 2019 Şubat başı itibariyle 840 Alman askeri Mali‘de 13.300 kişilik askeri birliğin parçası olarak görevde.

Dr. Markus Kaim
Dr. Markus Kaim
“Bilim ve Siyaset Vakfı” ­bünyesinde Güvenlik Politikaları Araştırma Grubunun başında ve Zürich Üniversi­tesi ile Berlin‘deki Hertie ­School of Governance’de ­öğretim görevlisi

You would like to receive regular information about Germany? Subscribe here: