Luther’i anlamaya giden uzun yol

Martin Luther bir seyyahtı; onun iz bıraktığı pek çok farklı yer var. Gene de reformasyonun babası bir muamma olarak kalmayı sürdürüyor

Luther’in çalışma odasında eşi ve çocuklarıyla dikilen adam sıkıntıyla derin bir iç çekip yeniden konuşmaya başlıyor: “Bak şimdi son kez tarif ediyorum.” Baba oğluna meşhur mürekkep lekesini görmek için nereye bakması gerektiğini bir kaç kez anlatmış fakat başarılı olamamış. “Şuradaki ahşap direği görüyor musun? Onu tepeye kadar gözünle takip et ve o noktada biraz sola doğru bak.” Bu rivayete göre şeytanın Martin Luther’e Wartburg Şatosu’ndaki çalışma odasında göründüğü gün Luther’in fırlattığı mürekkep hokkasının bıraktığı iz. Küçük çocuk memnuniyetle başını ­sallarken babasının yüzünde de bu görsel tarih dersini vermiş olmanın sevinci açıkça görülüyor. Fakat fazla oyalanmayıp odayı terk etmeleri lazım. Burayı görmek için sırada bekleyen daha pek çok ziyaretçi var.

Luther’in izlerini takip etme arzusu pek çok kişiyi Reformasyon’un hazırlayıcısının önemli çalışmalarını gerçekleştirdiği Eisenach’taki Wartburg Şatosu’na çekiyor. Önümüzdeki yıl ilginin daha da artması bekleniyor çünkü Luther’in 95 tezini yayınlamasının 500. yıldönümü geliyor. Luther’in bu hareketi hem kilise, hem hayatın pek çok alanı hem de o günden sonra sapkınlıkla suçlanan Luther’in kendi hayatı açısından çok büyük değişimleri beraberinde getirmişti. Worms’da 1521’de düzenlenen imparatorluk kurultayında sözünden dönmeyi reddeden Luther destekçileri tarafından kaçırılarak Wartburg’da güvenceye alınmıştı.

O günlerde Luther’i orman yollarından buraya taşıyan at arabasının bir eşi önümüzdeki yıl şatonun bahçesine konacak. 20 yılı aşkın süredir şato komutanlığı görevini sürdüren Günter Schuch­ardt memnuniyetle bu arabanın aynısını yapacak özel bir marangoz atölyesi bulduklarını dile getiriyor. Burnunun neredeyse ucuna kadar indirdiği gözlükleriyle pek de askeri bir intiba bırakmayan Schuchardt’ın unvanı işini tanımlamaktan ziyade tarihi 
bir değer taşıyor. Öte yandan Almanya’da bu unvana sahip tek kişi olan Schuchardt’ı “müze müdürü” olarak tanımlamak yeterli olmaz. Zira bir UNESCO dünya kültür mirasının başında yer alan bu adam aynı zamanda bir kültür elçisi ve turizm uzmanı.

Günter Schuchardt Wartburg’un pek çok Luther anıtı arasında en çok ziyaretçi çeken merkez olduğuna memnuniyetle dikkat çekiyor: Sayıları her yıl yaklaşık 350.000’i bulan her altı ziyaretçiden en az biri yabancı. Büyük çoğunluğu ABD, Benelüks ülkeleri ve Doğu Avrupa’dan Thüringen eyaletine gelerek Eisenach kentinin eteklerine kurulu olduğu dağdaki Alman tarihinin önemli merkezlerinden biri olan bu şatoya tırmanan yabancı turistlerin ziyaretinin tek nedeni olmasa da en önemlisi Luther. Reformcu teolog bir yıl boyunca burada “Junker Jörg” adı altında yaşamış ve Yeni Ahit’i on bir hafta içinde Almancaya çevirmişti.

Günter Schuchardt’a bu çalışmaların öneminin nasıl aktarılabileceğini sorduğumuzda bize Wartburg’da 2017 yılı için planlanan ve Almanya genelindeki en büyük üç Luther etkinliğinden biri olacak özel ulusal sergiyi anlatmaya başlıyor. Eşsiz tarihi parçaların ­dönem sembollerinin üç boyutlu yazıcılarla üretilmiş örneklerinin sergilenmesinin dışında sıradan insanların Luther hakkındaki ­görüşlerine de yer vermek istiyor: Schuchardt, insanların Luther’in başlattığı dönüşümün kendileri için ne ifade ettiğini dile getireceği video röportajları merakla bekliyor: “Kesin olan bir şey varsa o da her kuşağın kendi Luther imgesine sahip olduğu.”

Luther’in izinden giderken bu adamın gerçekçi ve kapsamlı bir tablosunu yapmanın ne kadar güç olduğunu gördükten sonra bu pek de şaşırtıcı değil. Bunun için başta Thüringen ve Saksonya-Anhalt olmak üzere pek çok yeri dolaşmak ve resmin küçük parçalarını toplamak gerekiyor. Sonunda ortaya çıkan gerçekse bu parçaların birbirine oturmadığı.

Wartburg’un yaklaşık 50 kilometre uzağındaki Erfurt’ta da 
bu uyumsuz parçalardan bazılarını bulmak mümkün. Burası Luther’in 1501 yılında öğrenimine başladığı ve birkaç yıl sonra bir fırtına sırasında ölüm korkusuyla keşiş olmaya yemin ettiği yer. Bunun üzerine kapandığı Augustinyanların manastırı, kent merkezinin keşmekeşi içinde adeta bir sükunet adası. Luther günümüzde turistlerin gecelediği ve kongrelerin düzenlendiği bu yerde üç yıl boyunca çok katı bir inziva hayatı sürmüştü. Papaz adayı olarak Luther’in hem kendisi hem de başkaları söz konusu olduğunda kurallara uyulması konusunda fazlasıyla katı olduğu aktarılıyor. Fakat bu resim keyifli buluşmalara önem veren, birayı yalnızca perhiz amacıyla içmeyen ve evinden insan eksik olmayan Luther’e uymuyor.

Bu ikinci Luther’le Wittenberg’de karşılaşıyoruz. Elbe kıyılarına kurulu bu kentte ders verip ilahiyat doktorasını yapan Luther eski bir rahibe olan Katharina von Bora’yla evlenmişti. Altı çocuklarıyla birlikte yaşadıkları Collegien Caddesi’ndeki evleri kentin en önemli turistik merkezlerinden biri. Bu geniş ailenin bu evdeki yaşamının üzerinden geçen yıllar pek çok şeyi değiştirmiş olsa da restoratörler kimi şeyleri kurtarmayı başarmış. 2017’de bu evde de özel bir ulusal sergi görülebilecek.

Wittenberg’in eski kent merkezinde Luther’le anılan bir yer daha göz alıyor: Burası Luther’in 1517 yılında kapısına 95 tezini astığı söylenen Schlosskirche. Önümüzdeki yıl gerçekleşecek önemli yıl dönümü vesilesiyle kilise kapsamlı bir restorasyondan geçirilmiş. İç restorasyon tasarımını yapan ve yürüten Uwe Rähmer altı yıllık bu projede sebatlı araştırmalarıyla tarihsel açıdan orijinale sadık kalmaya büyük özen göstermiş. “Yenilenmesi gereken noktalarda elimizdeki kaynaklara göre hareket ettik”, diyen Rähmer bu konuda eski inşa kılavuzları gibi kaynaklara başvurmuş.

Restorasyon sorumlusu Rähmer’in Luther’le kilise restorasyonunun ötesine geçen bağını görmek için Saksonya Großröhrsdorf’da bulunan şirketinin internet sayfasına bakmakta fayda var. Rähmer anasayfa açılmadan önce ziyaretçilerin karşısına çıkan ve insanları “haksızlığa karşı ses vermeye” çağıran bir ön sayfa hazırlamış. Bölgede yakın zamanda mülteci yurtlarına yapılan saldırıları kınayan Rähmer’in bu tavrı Luther’in meşhur “söylediğim ve söyleyebileceğim yegane gerçek budur” sözünü hatırlatıyor. Fakat bu yönüyle de Luther kendiyle çelişiyor. Zira yalnızca cesaretin, bağımsız düşüncenin ve bir anlamda sivil cesaretin simgesi değil, aynı zamanda bir antisemitti.

Reformasyon’un babasının kişiliğindeki bu tezatlar Astrid Mühlmann’ı da meşgul ediyor. Luther 2017 Devlet Ofisi’nin müdürü olan Mühlmann “Luther çelişkilerle dolu bir insandı”, diyor. Aslen hukukçu olan fakat konuya hakimiyeti tarihçilerle aşık atabilecek düzeyde olan Mühlmann Luther fenomeni ve onun dil, sosyal sistem ve kültür üzerindeki etkisi üzerine keyifli ve heyecanlı bir dille konuşuyor ve onu tarihin ilk pazarlama dehalarından biri, reformasyonuysa tarihi büyük medya hadiselerinden biri olarak niteliyor.

Mühlhaus Almanya’da ve yurtdışında önümüzdeki yıl düzenlenecek etkinlikleri tanıtıyor. Son durağıysa Leipzig’de düzenlenen Katolik Buluşması olmuş. ­Kimi katılımcıların başta gösterdiği ­rahatsızlık dışında büyük bir açıkgörüşlülükle karşılandığını dile getiren Mühlmann Lluther’in bugün de reformasyon döneminde olduğu gibi algılandığını dile getiriyor: “İnsanları keskin bir şekilde kutuplaştıran ve bu yüzden pek çok kişinin ilgisini çeken bir adam.”