Gen-Z-Beethoven
Louis Philippson Tiktok’un piyano yıldızı: Mutlak kulak, milyonlarca fan ve biletleri tükenmiş turneler. Burada klasik müziği nasıl değiştirdiğini anlatıyor.
Bir talkshow sırasında moderatör fincanını duyulur bir şekilde masanın üzerine bırakıyor. Louis Philippson kısa gülümsüyor ve ekliyor: „Bu bir Do.“ O klasik müzik sahnesinin parlayan yıldızı – mutlak kulağa ve milyonlarca takipçiye sahip. Philippson henüz dört yaşında okula başladı (Almanya’da okula başlama yaşı normalde altı), sekiz yaşındayken Düsseldorf’taki Robert Schumann Üniversitesi’ne genç öğrenci olarak girdi. Bugün flaş ışıkları ve imza saatleri gündelik yaşamının bir parçası. Daha çok popstarlardan tanıdık gelen sahneler şimdi klasik müzikte de parlayan yıldızına kavuştu.
Louis, şu cümleyi sarf eden birine hangi parçayı çalardın: “Klasik müzik bana göre değil“?
Çok radikal bir şekilde Maurice Ravel’in “La Valse” parçasını çalardım. Aslında klasik müziğe alıştırmak istediğiniz birisi için kesinlikle seçilmemesi gereken bir parça bu. Çılgınca, bazen şaşırtıcı, bazen duygusal, dinamik, hassas kısımlarla ve virtüöz anlarla dolu – bu benim en sevdiğim parça. İşte benim için tam da bu önemli: Klasiği neden sevdiğimi göstermek istiyorum, birine yem atmak değil.
Bu aynı zamanda sosyal medyada paylaştığın ilk post. Bu arada seni bir milyonun üzerinde insan takip ediyor. Bunlar nasıl insanlar?
Benim takipçilerim klasik konserlere giden kitleden çok daha genç bir kitle. Sosyal medyada ortalama belki 22 yaş – hatta Tiktok’ta bunlar çoğu zaman ilk kez klasik müzikle tanışan ergenler.
Sosyal ağlar klasik müziğe erişimi kolaylaştırıyor mu?
Her şey bir yana şunu gösteriyorlar: Klasik müzik insanlar tarafından yapılıyor. Ulaşılamaz herhangi bazı elitler tarafından değil. Müzik kesinlikle erişilemez değil ama iletişim ve paketlenme şekli çoğu zaman böyle. Pop müzikçiler hikayeler anlatıyor, cana yakınlar. Mozart veya Beethoven de zamanında havalı, kısmen çılgın kişilikler olmasına rağmen, klasik müzikte bundan uzaklaşıldı. Klasik müziğin bu insanı tarafına artık daha fazla izin vermekte bir sakınca yok.
Köklü klasik uzmanlarını gücendiriyor musun?
Tabii ki başta gözlerini devireceklerini hesaba katmıştım. On yıl önce bu mutlaka yaşanırdı. ama birçok insan yeni yollara ihtiyaç duyulduğunun farkında. Eskiden delilik olarak görülen şeyler – örneğin sahneye yalınayak çıkmak – bugün eğlence kaynağı. Ama yine de geleneksel klasik müzik hak ettiği yerde bulunuyor. Şu ya da bu söz konusu değil.
Sosyal medya üzerinden ulaştığın insanlar sonra konser salonlarına da geliyor mu?
Bu soruyu hep kendimize soruyorduk. Yani feed akışında bir dakika klasik müzik izleyenlerin konserde de bir buçuk saat “tahammül” edip edemeyeceği. Fakat ilk turne biletleri kısa sürede tükendi, ikincisi de öyle. Sosyal medya bir kapı ama işin aslı konser vazgeçilmez. Bu serüvenin yerini hiçbir şey alamaz.
Dinleyici kitlen uluslararası mı?
Evet, enstrümantal müziğin büyülü tarafı bu, sınır tanımıyor. Bu, bir fırsat verdiğinizde herkesin anlayabileceği bir dil.
Yorum sütunlarında en çok hangi sorular geliyor?
„Lütfen XY çalabilir misin?“ ve özellikle “Bu kadar iyi olmak için ne kadar çalışmam gerekiyor?“
Cevap?
Süreki çalışmak. Bayılana kadar çalışmak! (gülüyor)