Suriye Kültür Mirası

Almanya, Suriye'deki kültür mirasının muhafaza edilmesi için birçok düzeyde sorumluluk üstleniyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü bu konuda merkezi bir rol oynuyor – Enstitü'nün başkanı Profesör Bayan Friederike Fless ile bir söyleşi.

dpa/Marc Deville/akg-images - Cultural heritage

Sayın Profesör Fless, Suriye'deki kültür mirası savaşın getirdiği  çatışmalar nedeniyle tehlike altında. Suriye'deki kültür mirası dediğimizde somut olarak neden söz ediyoruz ?

Suriye'deki kültür mirasını oluşturan şeyin ne olduğunu, UNESCO Dünya Mirası kapsamındaki altı ayrı yer örneğinde iyi bir şekilde tanımlamak mümkün. Tarihin derinliklerine uzanan geçmişe sahip Şam ve Halep'in tarihi şehir merkezleri  bunlar arasında yer alıyor ama aynı şekilde Busra'nın tarihi şehir merkezi  de bunlara dahil. Suriye'nin güneyindeki bu şehir , Suriye – Ürdün sınırındaki bu bölgenin tipik inşaat malzemesi olan bazalt taşından yapılmış binalarıyla eşsiz özellikte.  Yine dünya mirası olan başka bir yer ise, Suriye'nin kuzey batısında bulunan kireç taşı kütlesidir. Buradaki manzaraya da, bu yörenin özgün inşaat malzemesi kireç taşı hakimdir.  Ve yine burada bütünüylei antika köyler, binalar ve kiliseler bugüne kadar müthiş derecede iyi muhafaza edilmiş olarak kaldı. Aynı muhteşem koruma, çöl sarayları ve eskinin önemli camileri açısından da geçerli. Buna, UNESCO Dünya Mirası listesindeki dünya mirası mekanlar;  Krak des Chevaliers  gibi Haçlı Seferleri dönemine ait kaleler ve  vaha şehri Palmira da dahildir. Ugarit, Mari ve Ebla gibi 3. yüzyıldan itibaren arkeolojik açıdan rahat anlaşılabilir önemli tarihi şehirler de yine aday gösterilmesi söz konusu olan yerler listesinde bulunuyorlar.

En büyük tehlike nedir, güncel durum nasıl?

Suriye'deki kültürel miraslara yönelik tehlikeler çok çeşitli. IŞİD'in yaptığı bilinçli tahribat hala gözlerimizin önünde. Öte yandan, savaştan kaynaklanan çatışmalar nedeniyle oluşan tahribat her yerde mevcut ve inanılmaz boyutlara ulaştı. Buna yağma amaçlı kazılar da ekleniyor. 2015 yılındaki tahminler, yaklaşık 740 arkeolojik yerden 200'ü çok aşan bir bölümünün yasadışı kazılarla tahrip ediliği yönünde. Bunun da ötesinde, ikamet edilen binaların tahrp edilmesi ve inşaat malzemesi sıkıntısı nedeniyle inşaat malzemesi elde etmek amacıyla antika yapıların yıkılmasına gittikçe daha sık rastlanıyor.    

Haziran 2016 başında Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan Suriye'deki kültürel mirası korumaya yönelik uluslararası bir konferansda kapsamlı acil önlemler kararlaştırıldı. Tam olarak hangi önlemler? 

Henüz 2014 yılında UNESCO tarafından bir Suriye Eylem Planı karara bağlandı. Bu şimdi somutlaştırıldı. Tüm Suriye bölgesinde kültürel varlıkların korunması, kültürün muhafazası ve bilgilendirme yoluyla yardım etmeye yönelik eğitim ve geliştirme eğitimi için gerekli ihtiyaçlar ve araçlar tanımlandı ve uygulama yolları kararlaştırıldı. İlk etapta, genel olarak anıtların muhafazası ve onarılması sorularına ilişkin bir karar verebilmek için, kültür varlıklarının korunması ve kültürün muhafazası ile ilgili uluslararası araştırmalardan, yeni tahrip edilmiş binalara ilişkin bilgiye ihtiyaç var. Aynı zamanda hasarları belgelendirebilmek, değerlendirebilmek ve muhafazaya yönelik önlemler alabilmek için bilgi birikimi ve ölçü aletleri gereksinimi de var. Onların yardıma ihtiyaçları var.

Burada Almanya veya Alman Arkeoloji Enstitüsü nasıl bir rol oynuyor? 

Alman Arkeoloji Enstitüsü daha 2012'den itibaren Berlin İslam Sanatı Devlet Müzeleri ile birlikte arşivlerini dijitalleştirmeye başladı. Şu anda Suriye ile ilgili 100.000'i aşkın fotoğraf, plan ve çizim mevcut. Bunlar elbette Suriyeli meslektaşların da kullanımına hazır. „Syrian Heritage Archive Project“  adlı bu projeye, Archaeological Heritage Network tarafından yürütülen „Sıfır Noktası – Krizden Sonrası İçin Bir Gelecek" projesi eşlik ediyor. Projenin hedefi, Suriye'nin ve aynı şekilde Irak'ın IŞİD tahribatlarından mağdur bölgelerinin yeniden inşasını göz önünde tutarak, kapasiteler oluşturmak ve aynı zamanda yeniden inşa planlarına başlamak. İnşaat belgeleri ve hasar tespitleri yapabilecek ve aynı zamanda muhafaza ve onarım önlemlerini planlayabilecek uzmanlar eğitiliyor. UNESCO dünya mirası olan Halep'in tarihi şehir merkezi 1990'lı yıllardan itibaren Uluslararası İşbirliği Topluluğu (GIZ)  tarafından yeniden ikamet edilebilir hale getirildi. Bu nedenle GIZ "Sıfır Noktası" projesiyle, Halep'in tarihi şehir merkezinin yeniden eski haline kavuşturulması projesi arasında bağlantı kuracak.  Ama aynı zamanda müzeler ve muhafaza alanları için de uzmanlar eğitiliyor.

Kriz bölgesinde hareket etmek zor mu?

Programlar öncelikle Suriye'nin sınır komşusu ülkelerde ve Irak'da gerçekleşiyor. Ama sadece uzmanlara gelişme eğitimi vermekle yetinilmiyor. Burada istenen daha çok, Suriyeli mültecileri zanaatkar, özellikle de taş ustaları olarak; böylelikle geleceğin yeniden inşası için uzmanlar olarak eğitmek. Yani Ürdün, Türkiye ve Lübnan'daki eğitim ve kültürün muhafazasına yönelik istihdam yaratılması programları aynı zamanda mülteciler için insani yardım biçiminde de donatıldı.  Bu kişilerin örneğin Lübnanlılarla ve Ürdünlülerle birlikte çalışmaları ve eğitilmeleri yoluyla projeler aynı zamanda bu ülkelerdeki gerginliklerin azaltılmasına da katkıda bulunuyorlar.  Alman Akademik Değişim Servisi 'nin de çalışmalara dahil edilmesi sayesinde bilhassa Kahire ve Amman'daki Suriyeli mültecilere hitap eden özel programlar da destekleniyor. Burada istenen şey bir  „Leadership for Syria“ ufkudur. Ancak, bununla çalışma ve iletişim ağının sadece birkaç yanı tanımlanıyor. Aslında anlatılacak daha çok şey var; Dışişleri Bakanlığı tarafından gelecek üç yıl içinde yılda 2,65 milyon Euro ile teşvik edilen "Sıfır Noktası" projesinin daha bir çok yanı var. 

© www.deutschland.de