„Basın Özgürlüğü Hakkında Daha Fazla Konuşmalı“

Tanınmış Alman araştırmacı gazetecileri bir belgeselde çalışmaları hakkında bilgi veriyorlar. Bunun nedenini burada anlatıyorlar. 

Bastian Obermayer (2.v.l.), Edward Snowden, Frederik Obermaier (r.)Bastian Obermayer (soldan ikinci), Edward Snowden, Frederik Obermaier (sağda)
Bastian Obermayer (soldan ikinci), Edward Snowden, Frederik Obermaier (sağda) DOK.fest München/Hinter den Schlagzeilen

Panama Papers, Paradise Papers, İbiza Skandalı… Geçtiğimiz yıllardaki önemli gazetecilik başarılarının çoğu Bastian Obermayer ve Frederik Obermaier imzalarını taşıyor. Süddeutschen Zeitung (SZ) elemanı bu iki gazeteci, araştırmaları nedeniyle aralarında Pulitzer Ödülü’nün de bulunduğu çok sayıda ödül aldılar. Daniel Sager’in Mayıs 2021’de çıkan  „Hinter den Schlagzeilen (Manşetlerin Arkasında)“ adlı belgesel filmi, bu gazetecilerin çalışması hakkında alışılmamış ölçüde derinlemesine bilgiler veriyor

 

Bastian Obermayer (solda) ve Frederik Obermaier
Bastian Obermayer (solda) ve Frederik Obermaier dpa

Bay Obermaier, Bayan Obermayer, geri planda inceleme yapan araştırmacı gazeteciler olan sizlerin birden bire baş aktör olmanız sizin için nasıl bir şeydi?  

Frederik Obermaier: Böyle bir film projesinde yer alma kararı kolay bir karar değildi. Bizim asıl kaygımız kaynaklarımızın tehlikeye atılması ihtimaliydi. Nihayetinde, içinde yaşadığımız dönemde  gazeteciliği “ne kadar sık ve ne kadar şeffaf anlatsak yine de azdır” argümanı bizi ikna etti. Örneğin gazetecilerin çarpıcı bir haberi alıp bu haberi birkaç dakika içinde ağa yükledikleri düşünülüyor. Oysa gerçekte yayınlamanın öncesinde, içinde ithamda bulunduğumuz tarafa da elbette konuyla ilgili görüş belirtme olanağı sunduğumuz uzun bir teyit ve sorgulama süreci var.

Filmde bu çok ayık, temkinli, hemen hemen duygusuz bir etki uyandırıyor. Lakin bu arada araştırmacı habercilik eğlence formatında da gerçekleşiyor. Amerikalı komedyen John Oliver’i ja da  Jan Böhmermann’ı buna örnek vermek mümkün. Bunu nasıl görüyorsunuz?  

Bastian Obermayer: Bence araştırma ve eğlenceden oluşan karışım böylesi şovlarda çok iyi iş görüyor geniş bir kamuoyuna eriştiği için ve bunu çok takdir ediyorum. Elbette daha ziyade sıkıcı konuların işi bir şov programında zor; ancak, prensipte her türlü araştıma eğer gerçekten iyi sunulursa inanılmaz eğlenceli olabilir; eğer insan gerçeği, insanlarda hayret uyandırabilmek için kullanırsa. Ve işte biz buna çabalıyoruz; istiyoruz ki, insanlar okuduktan sonra “Yok böyle bir şey!” desinler. Hatta  inanıyorum ki, insanların sürekli dikkatlerini dağıtabildikleri bir çağda, hiç olmazsa yeterince dikkat çekebilmek için bir çarpıklık hakkında; çarpıklığın taşıdığı anlam ve sorunun büyüklüğü hakkında duyulacak hayretin gerekli olduğuna inanıyorum.  

Araştırmalarımızda haftalık, aylık, hatta yıllık devrelerde düşünüyoruz.

Araştırmacı gazeteci Frederik Obermaier

Ancak sizin araçlarınız bir eğlence şovundan tamamen farklı, değil mi?

Frederik Obermaier: Sanırım daha duygu dolu ve kamçılayıcı bir sunum, bizim daha ziyade ölçülü tarzımız ve  biçimimizle ulaşabileceğimizden daha farklı bir izleyici kitlesine ulaşıyor. Bizim tarzımız ayrıca bizim nispeten daha yavaş çalışmamıza neden oluyor. Bir günlük gazetede çalışıyor olmamıza rağmen araştırmalarımızda zaman ölçüsü olarak daha ziyade haftalık, aylık, hatta yıllık devrelerde düşünüyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bir konuda kapsamlı bir araştırma yapmak ve onu sunmak için bu zamana ihtiyacımız var.  

Yıllarca araştırma yapan redaktörler… Medyanın bunu omuzlayabilmesi şart. 

Bastian Obermayer: Birçok meslektaşımız müthiş bir zaman baskısı altında bulunuyor ve araştırmacı gazeteciliğin gerektirdiği incelemeler için aslında boş zamanı yok. Öte yandan birçok yerde araştırma bölümleri oluşturuluyor, çünkü medya, enine boyuna araştırma yeteneğine sahip olup olmamanın bir ayırıcı özellik olduğunun farkına vardı. Biz SZ’te bu çalışma koşullarına sahip olmaktan mutluluk duyuyoruz.  

Kaldı ki, bu rekabet düşüncesi belki de zaten artık pek çağa uygun değildir, öyle değil mi? Geçtiğimiz yıllardaki en önemli araştırmalardan çoğu aslında rekabet içindeki medya kuruluşlarının iş birliği olmasa hiç mümkün olmayacaktı; en başta da ilk sizin bölümünüze servis edilen Panama Papers.

Frederik Obermaier: On bir milyonu aşkın belge içeren Panama Papers hakkında yapılan araştırma gibi bir araştırmayı gerçekten de hiç kimse, hatta CNN gibi küresel medya holdingleri bile, tek başına omuzlayamazdı. Bu yüzden de geçtiğimiz yıllar içinde bir iş birliği eğilimi gözlemlemek mümkün. Gazeteciler işbirliği olanaklarını arıyorlar; yalnız kurt tablosu, yerini “power of the Pack” mantalitesine bıraktı. Sınır aşırı sorunların üzerine artık en iyi sınır aşırı bir ekiple gitmek mümkün. Bu yolla ne kadar çok şeyi ifşa etmenin mümkün olabildiğini görmekten müthiş hoşlanıyorum. Lakin ilerde, yeni sanayileşmekte olan ülkelerden gazetecilerin bu ekiplere dahil edilmeleri önemli. Şu anda ağlar henüz büyük ölçüde batı dünyasına sabitlenmiş durumda. 

Biz öykülerimizi muhtemelen daha sonra toplayacakları takdirle ölçmüyoruz.

Araştırmacı gazeteci Bastian Obermayer

Filmde kısa bir bölümde görülen Whistleblower Edward Snowden, Panama Papers konusundaki yayınlananları çığır açıcı olarak niteliyor. Araştırmalarınızda daima onların yaratacağı etkiyi de göz önünde bulunduruyor musunuz? 

Bastian Obermayer: Biz öykülerimizi belki daha sonra toplayabilecekleri takdirle ölçmeye çalışmıyoruz. Biz bir çarpıklığa dikkat çekiyoruz; buna gösterilecek tepkiler için sorumluluğu biz taşımıyoruz. Ama şu doğru: Bu kadar çok ülkeyi birden ilgilendirdikleri için, Panama Papers’dan daha fazla somut etki yaratabilecek bir araştırmayı ben henüz bilmiyorum: Hükümet başkanlarının istifası ve tutuklanmasından tutun da, devam eden soruşturmalara ve yeni kara para aklama yasalarına kadar. Yeri gelmişken, İbiza skandalının yarattığı etki bizi şaşırttı; daha yayınlanmasının ertesi gününde binlerce kişi Avusturya Hükümet Binası önünde gösteri yaptı, sağ popülist Şansölye Vekili  Heinz-Christian Strache istifa etmek zorunda kaldı ve yeni seçime gidildi. Ama böyle bir şeyi hesaba katmak mümkün değil ve hesaba da katılmamalıdır.

Bastian Obermayer, Daphne Caruana Galizia’nın  saldırıya uğradığı yerde
Bastian Obermayer, Daphne Caruana Galizia’nın saldırıya uğradığı yerde DOK.fest München/Hinter den Schlagzeilen

Bir öykünün olası etkisi ne kadar büyükse, bu konu üzerinde çalışan gazeteciler için kimi durumlarda tehlike o kadar büyük olabiliyor. Ekim 2017’de  meslektaşlarınızdan biri,  gazeteci Daphne Caruana Galizia, Malta’da bomba yerleştirilmiş bir otomobille katledildi.  

Frederik Obermaier: Maalesef çoktan beridir durum böyle; çoğu ülkede birçok meslektaşımız her gün tehdir altındalar. Daphne’ye karşı işlenilen korkunç cinayet bize basın özgürlüğü ve bu özgürlüğü nasıl savunabileceğimiz konusunda daha fazla konuşmak zorunda olduğumuzu gösterdi. Örneğin devlet yöneticileri, gazetecileri toplum düşmanı olarak tanımladıkları zaman. Böyle durumlarda söylemle şiddete bir zemin oluşturuluyor. Bu, gazeteci olarak bizlerin ve toplumun net bir şekilde karşı durmamız gereken vahim bir gelişme.

© www.deutschland.de