“İnsanın kendi olabilme hakkı”

Riccardo Simonetti, insanları daha hoşgörülü olmaları için teşvik etmek istiyor. Bunun için medyada yıllardır kuir topluluk için çalışıyor.

 Riccardo Simonetti, Avrupa’da daha fazla hoşgörü için mücadele ediyor.
Riccardo Simonetti, Avrupa’da daha fazla hoşgörü için mücadele ediyor. picture alliance/dpa

Almanya’nın şekillendirilmesinde insanlar ve fikirler önemli bir rol oynuyor. #GermanyinPerson kampanyamızda sizlere, Almanya’nın çeşitli yüzlerini tanıtıyoruz. Bireysel bakış açıları ve farklı geçmişleriyle bu insanların toplumu nasıl şekillendirdiğini gösteriyoruz.

Avrupa Parlamentosu LGBTİ Özel Elçisi, aktivist, entertainer, çok satan yazarı ve moderatör: Riccardo Simonetti, Alman medya dünyasının vazgeçilmez kişiliklerinden biri. Kendi isteğiyle Berlinli olmuş olan Simonetti, medyadaki erişim gücünü bugün LGBTİ topluluğunun görünürlüğünü arttırmak için kullanıyor.

Bavyera’nın bir kasabasında büyüdün. Medya dünyasına attığın ilk adımlar nasıl gerçekleşti?
Benim yaşımdaki erkek çocuklarının kesinlikle ilgilenmediği şeylerle ilgilendiğimi çok erken fark ettim. Örneğin, erkek çocuklarının bebeklerle oynamak istemesi bir skandal olarak görülüyordu, halbuki ben bunu severek yapıyordum. O zaman fark ettiğim bir şey oldu: insan, eylemlerinde, başkalarından biraz olsun ayrıldığında ona farklı davranılıyordu. Bunu fark etmem pek çok şeyi harekete geçirdi, çünkü “hayatta kalmak” için ne yapmanız gerektiğini görebilmek amacıyla çevrenizi mükemmel bir şekilde incelemeyi öğreniyorsunuz. Bir de her şeye rağmen istediğiniz şeyleri elde edebilmek için rol kesmeyi.

Bir süre sonra da kendi kendinize şu soruyu soruyorsunuz: aslında gayet doğal olması gereken şeyleri, örneğin kendim olabilme hakkını elde edebilmek için hayatımın geri kalanında “rol kesmeye” devam etmeye hazır mıyım? Gençlik yıllarım boyunca bana eşlik etmiş olan temel sorulardan biri buydu. Bir süre sonra sosyal medyada, yaşadıklarımı, ulaşmak istediğim şeyleri anlattığım kısa hikayeler yazmaya başladım. Yazdıklarımın pek çok insanın ilgisini çektiğini fark etmem uzun sürmedi. Bu da bana başarılı olduğumu hissettirdi ve devam etmem için beni motive etti. Blogum, zaman içinde epey ilgi görmeye başladı, öyle ki bu durumla ilgili konuşma yapmak için etkinliklere davet edilmeye bile başladım.

Başarını, kuir topluluğun görünürlüğünü arttırmak için kullanmaya ne zaman karar verdin?
İki farklı baloncuk içinde yaşadığımızı fark ettim. Bir baloncukta herkes süper hoşgörülü, empati gösteriyor. Diğer baloncuktakilerse tüm bunların varlığından bile haberdar olmak istemiyor. Bence bu iki baloncuklu topluma dönüşmenin önüne geçmemiz ve insanların ayrımcılığa maruz kalmaya devam etmesini önlememiz çok önemli.

İnsanların yaşamları kolaylaştırmadığı sürece elde ettiğim başarıların ne anlamı var? Herhangi bir şeyi iyileştirmediğim sürece, elde ettiğim başarıların hiçbir değeri yok. Başa belası bir kuir olmalı ve insanlara konunun hala güncel olduğunu hatırlatmaya devam etmeliyiz. Toplumdaki iki baloncuk arasındaki diyalogu kurmak çok önemli. Bu, bugün de hala kendimi adadığım bir görev.

Taşrada büyüdün, bugün bir kentte yaşıyorsun. Kent ve taşra arasında hoşgörü açısından büyük farklılıklar var mı?
Örneğin, bir kreş ziyaretimin ardından Instagram’da bir gönderi paylaştığımda homofobik ve transfobik yorum yağmuruna tutuluyorum. İnsan bu yorumları okuduğunda yorum yapanların taşrada yaşayan, çeşitlilikle sık temas etmeyen kimseler olduğu hissine kapılabiliyor. Ama bu, doğru değil. Bu kişiler, benim yaşımda ve Berlin-Mitte’de yaşayan ama buna rağmen hala bu tür bir zihniyete sahip genç kimseler.

Hoşgörüsüzlüğün ve nefretin hep bizden uzaklarda bir yerlerde olduğuna güvenmek aldatıcı bir yaklaşım. Bu kimseler, markette karşılaştığımız ya da birlikte trene bindiğimiz insanlar. Homofobinin bittiği ya da başladığı bölgesel bir sınır söz konusu değil. Bu nedenle de hoşgörüsüz insanların, zihniyetlerinin düzgün olmadığını fark etmelerinin yanı sıra, aynı zamanda yasalara aykırı hareket ettiklerini de fark etmelerini sağlamak önemli bir hedef olmalı.

Hoşgörüsüz insanlar, aslında yasalara aykırı hareket ettiklerini fark etmeliler.

Riccardo Simonetti

Avrupa Parlamentosu sana LGBTİ Özel Elçisi pozisyonunu teklif ettiğinde neler hissettin?
AB’nin LGBTİ Özel Elçisi olma kararı benim için kolay bir karar değildi. Bu pozisyonu kabul ederek kendime bir iyilik mi yapıyorum, yoksa bu durum işleri daha da karmaşık bir hale mi getiriyor diye uzun uzun düşündüm. Bu onursal pozisyonu kabul etmem biraz zaman aldı. Öte yandan LGBTİ konusunun toplumda daha belirgin bir konu olarak görülmesine katkıda bulunabilecek, durumun diğer ülkelerde nasıl göründüğünü insanlara gösterebileceksem, böyle bir sorumluluğu üstlenmem şarttı. Çünkü bugün sahip olduğum fırsatlara pek çok insanın sahip olmadığını biliyorum. Ayrıca bu, elbette büyük bir onur.

Alman toplumunda, kuir topluluğa olan yaklaşım konusunda son yıllarda bir değişim oldu mu?
Kuir topluluğa yönelik tutumların ana akım haline geldiği anı biz kaçırdık. 1990’ların başında Kurt Cobain bir elbise giymiş ve bu hareketiyle feminist olduğunu açıklamıştı. Bu eylemiyle Cobain büyük övgü toplamıştı. Öte yandan sokaktaki kuir insanların hayatlarında herhangi bir şey değişmemişti, çünkü toplum Cobain’i gerçekten dinlemeyi becerememişti.

30 yıl sonra rapçi Kid Cudi bir elbise giydi ve yine bu hareketiyle övgü topladı. Ama onun bu hareketinin kuir insanların yaşamlarının gerçekliğinde bir değişikliğe yol açıp açmadığını yine kimse sormadı. Aynı şey tekrar tekrar yaşanıyor, ama insanlar doğru bir şekilde dinleme ve işin aslının ne olduğunu anlama imkanını her seferinde kaçırıyor.

Tarihin tekerrür etmemesini sağlamak, bu mesajlardan ana akımda bir şeylerin takılıp kalmasını sağlamak bizim görevimiz.

Kampanyamız hakkında bilgi almak ve heyecan verici diğer kişilikleri tanımak için Instagram Kanalımızı ziyaret edebilirsiniz.

© www.deutschland.de

You would like to receive regular information about Germany? Subscribe here: