Almanlar için ulusal kimlik neden bu kadar karmaşık?
Cermen mitolojisinden İmparatorluğun kuruluşuna ve Nasyonal Sosyalizm dönüm noktasına kadar: Ulusal bilinç, Almanlar için günümüze kadar çok katmanlı ve karmaşık bir konu.
Almanların bir çoğu Alman kimliği, ulus veya “Babavatan” yerine demokrasi, Temel Yasa ve Avrupa üzerinde konuşmayı tercih eder. Bunun en akla yatkın nedeni, Nasyonal Sosyalizm’in işlediği suçlardır. Ama sebep tam olarak bu değil. Alman ulusal bilinci, yüzyıllardır süregelen karmaşık bir konu.
Cermen mitolojisi nereden geliyor?
Bazıları, M.S. 9 yılında bir “Alman kökeni” olduğunu düşünüyor: Bugünün Aşağı Saksonya’sında yapılan Varus Meydan Savaşı’nda, Arminius komutasındaki Cermen kabileleri Romalıları mağlup etti. Ancak bu bir “Alman” zaferi değildi, çünkü o dönemde henüz ortada Almanya yoktu. Yine de daha sonra şairler ve ulusçular, Arminius’u “Hermann” yaptılar ve bir kabile savaşını sözde Alman bağımsızlığının başlangıç noktası olarak gösterdiler. Heinrich von Kleist’in 1808 tarihli “Die Hermannsschlacht” adlı draması, Roma’ya karşı savaşı Napolyon işgalinin gölgesinde ulusal bir direniş çağrısı olarak yorumladı. 1875 yılında Teutoburger Ormanı’nda törenle açılışı yapılan Hermann Anıtı, bu birliği antik çağa aktarıyordu.
Orta Çağ'da halihazırda bir Alman ulusu var mıydı?
Orta Çağ da Almanların köken geçmişine dair bir şey sunmuyor. 800 yılında imparator olarak taç giyen Şarlman, Alman İmparatorluğu’na değil, bir Frank İmparatorluğu’na hükmetmişti. Orta Çağ’ın sonlarından itibaren “Alman Ulusu” ibaresi eklenmiş Kutsal Roma İmparatorluğu, bir ulus devlet değil, küçük devletlerin oluşturduğu daha gevşek bir birlikti. Yurtdışında “Almanlar”dan söz edilse de Bavyeralılar, Saksonlar, Svabyalılar veya Renanyalılar derebeyliklerde, piskoposluklarda, imparatorluğa bağlı kentlerde ve küçük devletlerde yaşıyorlardı. Bu parçalanma, merkezi gücü sınırlıyordu; insanların bölgesel ve yerel kimlikleri uzun bir süre Alman ulusal bilincine ağır basıyordu.
Ancak 15. yüzyılda ortaya çıkan matbaacılık ve Reformasyon, “Almanlar” üzerinde daha belirgin izler bıraktı. Martin Luther’in İncil çevirisi, lehçelerin ötesinde ortak bir yazılı dili pekiştirdi. Böylece Alman ulusu öncelikle bir dil ve kültür alanı olarak gelişti.
Alman ulus devleti neden bu kadar geç kuruldu?
Napolyon 1806’da Avrupa’nın büyük bölümünü yeniden hizaya soktuğunda, ulusal kimlik siyasi bir nitelik kazandı: Almanların topraklarından ortak bir devlet mi kurulmalıydı? 1813 ile 1815 yılları arasında yaşanan Kurtuluş Savaşı’nda, özgürlük sözleri, Fransız düşmanı imajı ve birlik olma arzusu bir araya geldi. Daha sonra Alman demokrasisinin sembolüne dönüşecek siyah kırmızı altın renkleri esasında Freikorps birliğinin üniformalarına dayanır ve ulusal hareket tarafından benimsenmiştir.
1817’deki Wartburg Festivali’nde ve 1832’deki Hambach Festivali’nde öğrenciler ve vatandaşlar ulusal birlik, anayasa ve temel haklar taleplerinde bulundu. 1841 tarihli “Deutschlandlied” (Almanların Şarkısı) de bu gelişmenin bir parçasıydı. Bugün milli marşın üçüncü kıtası “Birlik, adalet ve özgürlük” üçlüsünü içermektedir. 1848/49 Devrimiyle Frankfurt Paulskirche’de ilk kez tüm Almanya’yı temsil eden bir parlamento kuruldu, ancak eski güçlerin direnişi karşısında başarısızlığa uğradı. Bir Alman ulus devleti ancak 1871’de kuruldu – demokratik bir yurttaş hareketiyle değil, Otto von Bismarck’ın güçlü politikası ve Prusya’nın Alman-Fransız Savaşı’ndaki elde ettii zafer sayesinde. Halihazırda bu köken, ulusu bir ikileme sokmuştu: Birlik gelse de bu özgürlüğün zaferi değildi.
Alman ulusal gururu nasıl medeniyet yıkımına yol açtı?
İmparatorluk’ta 1871 sonrasında ulusalcılık giderek militarizme, otoriter devlete ve dışarıya karşı kabuğuna çekilmeye dönüştü. Birinci Dünya Savaşı’nda (1914-1918) Almanya’nın yenilgisini acı, kurban mitleri ve rövanş fantezileri takip etti. 1919’da kurulan ve demokratik anayasaya sahip olan Weimar Cumhuriyeti yeni bir başlangıç olabilirdi; fakat 1933’te Nasyonal Sosyalistlerin başa gelmesiyle başarısızlığa uğradı. Onlar “Halk topluluğu” vaat ettiler ama yaptıkları şey dışlama, kendine benzetme, ırk çılgınlığı ve savaştı. Holokost’un yarattığı medeniyet yıkımıyla birlikte Alman kimliği her zamankinden daha fazla sorgulanmaya başladı.
Günümüzde Alman vatanseverliği ne anlama geliyor?
1945’teki teslim olduktan sonra işgal, yeniden başlangıç ve Almanya’nın bölünmesi takip etti. Federal Almanya Cumhuriyeti’nde demokratik bir hukuk devleti gelişirken, Doğu Almanya’da devletin dayattığı antifaşist bir sosyalist diktatörlük ortaya çıktı. 1990’daki yeniden birleşme ile birlikte bazıları milliyetçiliğin yeniden baş göstermesinden endişe duydu. Ancak nihayetinde 2006 Dünya Kupası önceki nesillere kıyasla ulusal bilince daha önyargısız bir şekilde yaklaşan bir Almanya’yı ortaya koydu. Diğer yandan aşırı sağcı gruplar, siyah kırmızı altın renkli bayrak gibi Alman sembollerini sahiplenmeye çalışıyor. Buna en uygun cevap herhalde sağduyulu, cumhuriyetçi bir vatanseverlikte yatıyor: Almanya, ulusal kendini üstün görmenin nerelere varabileceğini bildiği için kendini demokratik, federal ve dünyaya açık bir ulus olarak görüyor.