Ana içeriğe geç

Güvenlik uzayda başlar

Uydular olmadan internet olmaz, navigasyon olmaz, modern savunma olmaz. Almanya bu yüzden uzay programını stratejik olarak genişletiyor. 

Björn Müller und Wolf Zinn , 07.04.2026
ISS
Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)’den dünyaya bakış © picture alliance/Cover Images

Avrupa’nın kuzey sınırı Andøya’da gökyüzü gri, sahiller sert, zemin donmuş durumda. Norveç kıyıları açıklarındaki bu küçük adada bulunan uzay merkezi, Federal Şansölye Friedrich Merz ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre'un 2026 yılının Mart ayındaki ziyaretiyle birlikte uzayda Avrupa işbirliğinin yeni bir fazının sembolü olacak. Almanya ve Norveç, uzaydaki işbirliğini derinleştirmek istiyor; hedef, uydu iletişimini güvence altına almak, keşif yeteneklerini güçlendirmek ve Avrupa’nın teknolojik bağımsızlığını geliştirmek.

Dieses YouTube-Video kann in einem neuen Tab abgespielt werden

YouTube öffnen

Üçüncü taraf içeriği

İçeriği gömmek için etkinliğiniz hakkında veri toplayabilen YouTube kullanıyoruz. Lütfen ayrıntıları kontrol et ve bu içeriği görmek için hizmeti kabul et.

Rıza formunu aç

Piwik is not available or is blocked. Please check your adblocker settings.

Bu ziyaret, patlama noktasındaki bir sektör için tipik bir örnek oluşturuyor: Alman havacılık ve uzay sanayisi bir sıçrama yaşıyor, bu hem sivil hem de askeri alan için geçerli. Köklü şirketler ve araştırma enstitüleri büyüme yolunda ve gitgide daha fazla startup öncülük ruhuyla güçlü bir şekilde destek sağlıyor. 

Küresel önem taşıyan stratejik bakımdan kilit teknolojiler 

Sektörün teknolojik temeli olağanüstü derecede büyük bir önem taşıyor. Çünkü bunlar drondan uydu yapımına kadar neredeyse tüm stratejik bakımdan kilit teknolojileri harmanlıyor. Öte yandan tüm dünyada gerilen güvenlik politikaları koşulları nedeniyle Bundeswehr’in (Alman Ordusu) ve müttefiklerinin donanımı için bu beceriler artık kaçınılmaz bir noktaya geldi. 

Mesela bağımsız ve istikrarlı bir iletişim için IRIS² Avrupa uydu konstelasyonunun kurulması. Yaklaşık 300 küçük uydu bulunduran bu konstelasyonun ABD’nin Starlink sisteminin bir benzerini oluşturması bekleniyor – yörüngede diğer dünya güçlerinden bağımsız olarak işletilebilen bir ağ. Bremenli uydu üreticisi UHB ve genel merkezi Münih’te bulunan Airbus Defence and Space gibi Alman şirketleri de buna iştirak ediyor. Kapsamlı bir hava savunmasının kurulması da Avrupa’nın saldırılara karşı askeri anlamda korunması bakımından temel bir meydan okuma olarak görülüyor. Diehl’in hava savunma sistemi IRIS-T bu konuda belirleyici bir rol oynuyor: Bu sistem şu anda altı ila 35 kilometre yükseklikte uçan nesnelere karşı savunma için Avrupa standardı olarak kabul ediliyor, yani güncel tehdit senaryolarının son derece gerçekçi olduğu orta menzil katmanında. 

Askeri kargo uçağı Airbus A400M
Askeri kargo uçağı Airbus A400M © Airbus

Küresel tehditlere yanıt olarak uzay güvenliğine yönelik Alman stratejisi

Federal Hükümet, 2025 yılının sonunda ilk Uzay Güvenliği Stratejisi'ni yayınlayarak uzayın güvenlik politikası açısından artan önemine yanıt verdi. Uzay, artık sadece barışçıl araştırmaların yapıldığı bir yer olarak değil, aynı zamanda jeopolitik rekabetin yaşandığı bir arena olarak da görülüyor. Bu yeniden değerlendirmenin gerekçeleri arasında Rusya'nın Ukrayna'da uydu destekli iletişime yönelik saldırıları da bulunuyor. Bunlar modern toplumların zayıf noktalarını açıkça ortaya koydular. Bu stratejinin amacı, barış zamanında olduğu gibi krizlerde de Almanya’nın uzaydaki hem sivil hem de askeri eylem kabiliyetini kalıcı olarak güvence altına almak.

Odak noktasında, sivil, ulusal ve askeri aktörleri birleştiren bütünlükçü ulusal bir yaklaşım bulunuyor. Bu, kritik altyapının korunmasını, öz yeteneklerin geliştirilmesini ve artan tehditlere karşı direncin güçlendirilmesini kapsıyor. Bunun temelini, Bundeswehr’in askeri uzay stratejisi oluşturuyor. Uzaydaki durum tespiti, yani yörüngedeki nesnelerin ve faaliyetlerin sürekli izlenmesi ve değerlendirilmesi, güvenli uydu destekli iletişimin geliştirilmesi ve bağımsız genel durum değerlendirmesi için keşif kapasiteleri bunların arasında bulunuyor. Aynı zamanda, bu sistemlerin korunması da odak noktasına oturuyor – hem kinetik tehditlere hem de elektronik saldırılara ve siber operasyonlara karşı. Organizasyonel açıdan, Bundeswehr’in Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Uedem’de bulunan Uzay Komutanlığı bu yetenekleri bir araya getiriyor ve NATO ile ortaklarla aradaki bağlantı noktası olarak işlev görüyor; öte yandan IRIS² veya GOVSATCOM gibi Avrupa programları ve ticari sağlayıcılarla yapılan işbirlikleri, teknolojik bağımsızlığı güçlendiriyor.

Aynı zamanda, Federal Hükümet, uzayın sorumlu ve sürdürülebilir kullanımı için ortak kurallar geliştirmek amacıyla Avrupalı ortaklar ve NATO müttefikleriyle yakın işbirliğine önem vermektedir. İletişim, navigasyon ve hava tahmini için uydu destekli hizmetlerin büyük önemi göz önüne alındığında, uzay güvenliği güvenlik, refah ve siyasi hareket kabiliyeti için temel bir ön koşul haline gelmektedir.

Ekonomik motor ve ihracat lokomotifi 

Almanya’nın hava ve uzay yolculuğu şirketlerinin yükselişte olduğu su götürmez bir gerçek. Federal Alman Havacılık ve Uzay Yolculuğu Sektörü Derneği (BDLI) sektörün cirosunun 2024 yılında 46 milyardan 52 milyar Euro’ya yükseldiğini bildirdi. Çalışan sayısı ise 115.000’den 120.000’e yükseldi. Beklentiler: çok olumlu. 

Burada sadece uzay yolculuğu ve hava savunma becerisi gelişmiyor. Aynı zamanda sivil havacılık son yıllarda pandeminin neden olduğu düşüşlerden hissedilebilir şekilde sıyrılıyor. Pek çok uçak şirket filosunu yeniliyor veya genişletiyor. Dünyanın en önemli havacılık fuarında – Paris Air Show – Haziran 2025’te Airbus tarihi bir rekora imza attı: Almanya ve Fransa’nın büyük ölçüde katılım sağladığı Avrupa Havacılık Holdingi jetler ve kargo uçakları için 250 sipariş ve ön sözleşmeyi garantiledi. Müşteriler arasında Suudi Arabistan’dan Riyadh Air, Vietnam’dan Vietjet ve Polonya Devlet Havayolu Şirketi LOT da yer alıyor.  

Bu, ihracat oranı neredeyse yüzde 70’e dayanan Alman havacılık ve uzay yolculuğu sektörünün uluslararası gücüne işaret ediyor. “Havacılık ve uzay yolculuğu Almanya’da bir gelecek sektörü. Şirketimiz genel trendin aksine sürekli büyüyor ve Almanya’nın egemenliği de dünyadaki rekabet becerisine belirleyici bir katkı sunuyor” diyor BDLI Başkanı Michael Schöllhorn. 

Rabea Rogge Nisan 2025’te uzaya çıkan ilk Alman kadın oldu.
Rabea Rogge Nisan 2025’te uzaya çıkan ilk Alman kadın oldu. © dpa

Almanya’nın ESA’daki rolü 

Almanya, 23 üyesiyle 50. yılını kutlayan Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın bel kemiği. Almanya Cumhuriyeti bütçe kaynaklarının yüzde 20’sinden fazlasıyla Fransa’nın önünde ESA’nın en büyük pay ödeyen ülkesi ve ayrıca Uluslararası Uzay İstasyonu ISS’nin güçlü bir ortağı. Çok sayıda Alman astronot halihazırda uzaya gitti, mesela Thomas Reiter, Alexander Gerst ve son olarak bilim insanı Rabea Rogge gibi.  

Almanya’da ESA’nın pek çok merkezi tesisi yer alıyor: Darmstadt’taki Avrupa Uzay Uçuşu Kontrol Merkezi ESOC,Köln’deki Astronot Merkezi EAC, Oberpfaffenhofen’daki Alman Havacılık ve Uzay Yolculuğu Merkezi’nin (DLR) Columbus Kontrol Merkezi ya da Lampoldshausen’deki roket motorları test merkezi. 

Bu kurumların bilgi birikimiyle Jüpiter’in uydusu JUICE gibi karmaşık görevler yönetiliyor, Ariane 6 gibi taşıyıcı sistemler test ediliyor ve gelecekteki insanlı uzay yolculukları hazırlanıyor. ESA’nın Geo-Return adlı projesi, yani katılımcı üye ülkelere görevlerin geri verilmesi, Alman sanayisinin de doğrudan bu yatırımlardan faydalanmasını mümkün kılıyor. 

Dieses YouTube-Video kann in einem neuen Tab abgespielt werden

YouTube öffnen

Üçüncü taraf içeriği

İçeriği gömmek için etkinliğiniz hakkında veri toplayabilen YouTube kullanıyoruz. Lütfen ayrıntıları kontrol et ve bu içeriği görmek için hizmeti kabul et.

Rıza formunu aç

Piwik is not available or is blocked. Please check your adblocker settings.

İnovasyon merkezi Bavyera 

Alman havacılık ve uzay yolculuğu sektörünün merkezi Bavyera, özellikle de Münih büyükşehir bölgesi. Burada Airbus ve motor üreticisi MTU gibi ağır topların merkezleri yer alıyor – ayrıca şu anda piyasayı yeniden şekillendiren bir dizi yükselen şirket de dahil. Dron üreticisi Quantum Systems gibi ya da YZ startup’ı Helsing. 

Sektörde “New Space” startupları olarak adlandırılan girişimlerin desteklenmesine özel bir önem veriliyor. Mesela merkezi Münih’teki Ottobrunn’da yer alan, yukarıda bahsedilen Isar Aerospace Technologies şirketi daha önce olduğundan önemli ölçüde daha az maliyetle daha küçük uyduları uzaya yollamayı amaçlayan taşıyıcı roketler geliştiriyor. Yeni NATO Yatırım Fonu da bunun finansmanına katkı sağlıyor.  

Dieses YouTube-Video kann in einem neuen Tab abgespielt werden

YouTube öffnen

Üçüncü taraf içeriği

İçeriği gömmek için etkinliğiniz hakkında veri toplayabilen YouTube kullanıyoruz. Lütfen ayrıntıları kontrol et ve bu içeriği görmek için hizmeti kabul et.

Rıza formunu aç

Piwik is not available or is blocked. Please check your adblocker settings.

Başlangıçtaki yeni aktörler 

Diğer aktörler de bu hareketlilik heyecanına katkı sağlıyor: Rocket Factory Augsburg seri üretim uygunluğu yüksek modüler bir roket sistemi olan RFA One üzerinde çalışıyor. HyImpulse şirketi şu anda düşük patlama riski olan hibrit motorlar üzerinde çalışıyor. Berlin’deki Exolaunch küçük uyduların taşınması ve entegrasyonu üzerine uzmanlaştı, Orora Tech mikro uydularıyla orman yangınları için erken uyarı sistemleri sağlıyor ve şu anda Avrupa Dünya Gözlemleme Programı Copernicus’un da bir parçası. 

Bu dinamiği korumak için Federal BDLI Derneği uzun vadede daha güçlü bir politik destek ve uzay merkezlerine ve inovasyon ağlarına hedefli yatırımlar yapılmasını talep ediyor. Bu sayede Alman uzay yolculuğu yıllar boyu uluslararası rekabet gücünü koruyabilir ve aynı zamanda Avrupa’nın stratejik bağımsızlığına önemli bir katkı sağlayabilir.